Of yazamıyorum. İstanbul’a her dönüşümde ilham kuyuları kuruyor. Jet lag yüzünden mi, geçiş sıkıntısından mı bilmiyorum. Belki benim yazdığım saatlerde İstanbul kafeleri daha kepenkleri kaldırmamış oldukları için. Doğup büyüdüğüm yeşil apartmanın altıncı katından hiç eksilmeyen Gayrettepe trafiğini seyrediyorum. Bulaşmadan, dışarı adımımı bile atmadan. Altıncı kat penceremden, bir güne on altı tane program sıkıştıran ve hepsine ucu ucuna da olsa yetişen insanları seyrediyorum. 

Çocukluğum boyunca yetişkinlerin dünyasını izlediğim bu koca pencerelerden dışarı bakarken yine çocuk oluyorum. Huysuz, uykusuz ve koşturmacadan muaf tutulmuş…

Şimdilik halim budur…

Yine yazacağım tabi. 

Of Yazamıyorum!” üzerine 10 yorum

  1. Kendi düzeninden de çıktın tabi… Olur; ilham gelir, gider; şöyle bir dolaşır ama sonra yine gelir, merak etme.
    Belki de şimdiki zamanın yazma değil, gözlemleme zamanındır 😉 Tadını çıkar.
    Sevgiyle

    1. Teşekkürler Sevgili Falname…Bu yazı da kas gibi. Hergün bir miktar çalıştırmak gerekiyor, yoksa paslanıyor. Minik minik yazıp bir yandan da gözlemleyeceğim. Aslında bugün senin kısa yazını okuyunca, benim de daha kısa şeyler yazabileceğim aklıma düştü! Bu kısa yazının ilhamı senden geldi yani!

      1. Kas konusunda çok haklısın. Ama ruhun ve içindeki ilham, zaten hep üretir. Her zaman böyle görünmez, ama onlar zaten hep işleyen şeylerdir. Bazen sadece gözlemlemek ve biriktirmek isterler. Yeri geldiğinde volkan gibi coşkuyla patlayabilirler. Kasları çok da kasmamak lazım 🙂
        Diğer konudaysa; minik ilhamım çevresine de ilham vermiş; benden mutlusu yok! 🙂

  2. The Wholeness of Nature: Goethe’s Way of Science – Henri Bortoft. Okumadıysan, böyle bir dönemde ilaç niyetine tavsiye ederim. Bakmak üzerine. Aramadan, bulunmak için beklemek üzere. Beklemek de Goethe’nin bakış biçimini tarif etmek için doğru bir kelime değil galiba. Sözler de bir yerde bitiyor sanırım. İstanbul’u özledim ben de. Gayrettepe trafiği hariç…

  3. Telaşa mahal yok. Olana verdiğin gibi olmayana da izin vermelisin belki de. Çünkü başka birşey oluyordur zaten öbürünün olmadığı yerde.

    Biraz dolaş gel ne olacak, biz burdayız, merak etme :o)

  4. “Of yazamıyorum. İstanbul’a her dönüşümde ilham kuyuları kuruyor. Jet lag yüzünden mi, geçiş sıkıntısından mı bilmiyorum”
    -İstanbul nasıl bir yer, huzur verebilir mi, beklenmeli mi, tarihte vermiş mi?
    Yoksa İstanbul karanlık bir şehir mi? Rio da huzur olabilir mi?
    İstanbul ? Kavafis’in dediği gibi arkamızdan gelir ama.. (Jet lag?)


    “yine çocuk oluyorum”

    Orda kal, Çocuklar bi tane

  5. Yazamayan birine yardım et! Bence çok fazla etkensin, kendi etrafında dönmek çabuk tüketir insanı mesela dünya kendi etrafında dönebildiği hareket alanı ile Güneşin etrafında dönebildiği hareket alanı bir mi? Bence yazamayan birini bul ve onun yazmasını sağla o zaman onun neden yazamadığını bulacaksın ve kendinle kıyaslayacaksın. Yazamayan birini tıpkı seni bulduğum gibi…..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s