Koleksiyoncu (Orhan Pamuk, Walter Benjamin ve Ülker Teyzem)

Sevgili okurlar,

Beni çok heyecanlandıran bir etkinliğe önayak oldum. Hemen size yazıyorum. Teyzem Prof. Dr. Ülker Gökberk, Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi ile Walter Benjamin’in koleksiyoncu figürünü beraber ele aldığı bir seminer dizisi verecek.

Ülker G. otuz yıldır Portland Oregon’da yaşıyor ve engin edebiyat bilgisini oradaki öğrencilerine aktarıyordu.

Benim tüm romanlarımı, öykülerimi basılmadan önce ince ince okuyan ve felsefi eksenleri belirleme konusunda ufkumu açan kişidir kendisi.

Eğitimlerin internete alındığı zamanımızda Ülker Gökberk’in zengin bilgi dağarcığından hepimiz faydalanabileceğiz.

Edebiyatla, yazıyla ilgilenen, varoluşun gizemi, şehir, bellek ve anlam üzerine düşünen, bu sözcükleri bir arada duyunca kalbi çarpan herkesi Nokta Beylerbeyi’nin düzenlediği bu seminer dizisine bekliyoruz.
Ben de katılımcılardan biriyim elbette. Seminer ile ilgili ayrıntıları aşağıya iliştiriyorum. Orada görüşmek üzere. Kayıtlar için Nokta Beylerbeyi’ne yazınız.

Prof. Dr. Ülker Gökberk ile “Walter Benjamin’den Orhan Pamuk’a Koleksiyoncu Figürü”
Online Seminer (4 Oturum)
6 – 13 – 20 – 27 Şubat Cumartesi
Saat: 20.30- 22.30
Koleksiyoncu figürü, modern dünya edebiyatında çeşitli kimliklerle karşımıza çıkar. Flaubert’den Joseph Conrad’a, Baudelaire’in eskicisinden Edmund deWaal’e uzanan yapıtlarda koleksiyoncu tipi işlenmiştir.  Bu seminerde koleksiyoncu kişisinin iki çarpıcı örneğini karşılaştırmalı olarak inceleyeceğiz.  Ünlü düşünür Walter Benjamin (1892-1940), Pasajlar adlı kitabında koleksiyoncuyu modern yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak tanımlar.  19. yüzyılın ilk yarısında modern tüketim toplumunun başlangıç dönemini simgeleyen pasalar, Paris burjuvazisinin tüketim hayallerini besleyen mekanlardır.  Benjamin’e göre koleksiyoncu, tüketim toplumuyla diyalektik bir ilişki içindedir: bir yandan topladığı nesnelerle mal fetişizmine katılırken öte yandan çekildiği kişisel iç mekanında burjuva düzenine karşı çıkar.  Koleksiyoncunun toplayıp sakladığı şeyler artık tüketim nesnesi olmaktan çıkmış, kullanım değerlerinden sıyrılarak salt seyretmeye davet eden sanat objelerine dönüşmüştür.  Böylelikle koleksiyoncu, kendi kurduğu bu düzenle bize başka türlü bir tarih anlayışı sunar.  Orhan Pamuk’un 2008de yayımladığı Masumiyet Müzesi’nde, başkişi ve birinci anlatıcı Kemal, Benjamin’in koleksiyoncusu gibi, topladığı anı-nesnelerle 1970lerin İstanbul burjuva çevrelerinin hem bir tutanağını tutmuş olur, hem de Türk tüketim toplumunun tarihini alışılmışın dışında, metinsel görsellik diyebileceğimiz yeni bir yöntemle yazar.  Pamuk, roman üzerinde çalışırken, aynı zamanda gerçek bir müze mekanı olan Masumiyet Müzesi’nin açılış hazırlıklarını sürdürüyor, öyküsünü, topladığı şeylerle yönlendiriyordu.  Masumiyet Müzesi, bu toplanan anı-nesneler yoluyla bireysel anımsama ile toplumsal bellek, şeylerin kendisi ile onların ilettiği yaşantılar, geleneksel ve çağdaş aşk kavramı, eski İstanbul kültürü ile yeni kent arasında bağlantılar kurar.  Koleksiyoncu figürünün, Türk modernleşme sürecinin yorumlanması açısından nasıl bir işlevi olabilir?  Pamuk’un çoğul anlatıcılarının toplayıp okura aktardığı eşya, Batılılaşma eleştirisini nasıl biçimlendiriyor?  Batıdan gelen tüketim malları kentin eski kimliğini nasıl değiştiriyor? Görüldüğü gibi, romanı yazmakla şeyleri toplamak aynı hedefe yönelmiştir.  Burada yazarın amacının, Türk burjuvazisinin yakın tarihini, bir kenara atılmış, kıyıda bucakta kalmış nesneler, yıkılmaya yüz tutmuş yapılar aracılığı ile, bu geçmiş tam da yitip gideceği anda, yeniden okumak olduğunu söyleyebiliriz.  Masumiyet Müzesi koleksiyonunda sergilenen sıradan nesneler, Benjamin’in “diyalektik imge”leri gibi, unutulmaya bırakılmış bir yakın tarih dönemini aniden aydınlatıp yeni bir bakışla okumamızı sağlar.  Seminerimizde, Masumiyet Müzesi ile müzenin kataloğu Şeylerin Masumiyetini birlikte okuyarak anlatı ile görsellik arasındaki boyutları açığa çıkarmayı da amaçlıyoruz.  Katılımcılar, evlerinden gündelik objeler getirerek ve bu objelerin toplumsal bellekle ilişkilerini irdeleyerek seminer tartışmamıza ayrıca katkıda bulunabilirler.
 
Oturum (6 Şubat):
Benjamin, Pasajlar: “Koleksiyoncu” ve başka seçmeler; “diyalektik imgeler” ve eşyanın unutulmuş tarihi
 
Oturum (13 Şubat):
Pamuk: Koleksiyoncu figürünün ışığında Masumiyet Müzesi’ni okumak
 
Oturum (20 Şubat):
Pamuk, Masumiyet Müzesi ve Şeylerin Masumiyeti
 
Oturum (27 Şubat):
Karşılaştırmalı sonuç tartışması, Benjamin ve Pamuk

Hapaka’da buluşalım, konuşalım.

Hatha Yoga’nın kökenlerini, geleneğini ve modern dünyada yitirdiklerini anlattığım konuşmaları yılda bir defa yapıyorum. 9 Ocak Cumartesi günü 14:00’te Hapaka platformunda online gerçekleşecek bu seminere katılmak için link burada.

”Yoga: Neydi, Ne Oldu?

Hatha Yoga binlerce yıllık geçmişe sahip bir mistik disiplindir.  Yoga- yog- bütünleşmek anlamına gelir. İnsanın kendini evrenden ve ötekinden ayrı görmesinin bir yanılsama olduğunu öne sürer. Nihai amaç bu yanılsamanın perdesini kaldırarak insanı yalnız ve tekil olmadığı gerçeği ile buluşturmaktır. Hatha Yoga’da bu amaç için kullanılan araç vücut, zihin ve nefestir. Bu üçlünün bir arada çalışması sonucunda kişinin beyni günlük hayatta varlığını sürdüren beyin dalgası frekansından çıkarak, üst gerçeklikleri kavrayabildiği bir diğer beyin dalgası frekansına geçer ve orada bir süre kalır. Bu süre zarfında yanılsamanın perdesi aralanır ve hakikat bize göz kırpar. 

Geleneksel temellere sahip bu sistem, 21. yüzyılda bir gevşeme ve stres atma egzersizine dönüşmüş durumda. Vücut, aşılması gereken bir araç iken, günümüzde geliştirilmesi (daha esnek, daha güçlü) gereken bir amaç haline geldi. Tüm kadim metinlerde terbiyesinden söz edilen nefs/ego, bugün sosyal medyadaki yoga yaparken görünme çılgınlığı yüzünden balon gibi şişti. Hocanın, yoga bilgisini hak eden öğrenciyi özenle seçtiği bu geleneksel sistem, hocaların ekmek parası derdi ile öğrencilere muhtaç olduğu herhangi bir iş koluna indirgendi.  

Sizin sorularınızla da şekillenecek sohbetimizde yoganın felsefesini, değişimini ve itibarını geri kazanması için yapılabilecekleri ele alacağız. ”

Hepinizi bekliyorum.