Korona Günlerinde Ölüm üzerine

Gökteki yıldızların durumu iyice mi vahimleşti nedir, bizim burada durumlar büsbütün karardı. Bey hastalandı. İki akşam önce gece diş ağrısıyla başlayan bir ateş tüm vücudunu sardı. İki gecedir hiç uyumadık. Sabah zar zor kalktı ama başını bile dik tutamıyordu, tekrar yatırdık. MS hastası olduğu için bedeninin yüzde 95’ini zaten kullanamıyor. Ateşlenince bir de hepten kaskatı“Korona Günlerinde Ölüm üzerine” yazısının devamını oku

Korona Günlerinde Atina 3

Herkese tünaydın, diyerek başlamıştım bugünkü yazıya ama bitirmem bu saati bulduğu için herkese iyi akşamlar olarak devam ediyorum. Bugün size bizim Bey’in berber dükkanından yazıyorum. Yazıyorum, değil, yazıyordum. Çünkü artık evdeyim. Bey on dört gündür evde kapalıydı. Bugün bir saatliğine sokağa çıkıp saçlarını kestirdi. Sonra hemen eve döndük. Zaten Little Tree and Books’un da dahil“Korona Günlerinde Atina 3” yazısının devamını oku

Korona Günlerinde Aşk/ Atina Günlükleri 1/İkinci Tur

11 Mart 2020 Atina Sevgili Okurlar, Atina’ya, size ve günlüklere geri döndüm. Neredeyse iki haftadır yazmıyorum. Bu süre zarfında İstanbul’daydım. Biliyorsunuz. İstanbul’a her gidişimde yaptığım işlerin dışında bu sefer yeni bir kursa da başladım. Dr. Robert Svoboda’nın düzenlediği Gerçeğinizi Yaşamak ve Kısıtlamaları Yakıp Kül Etmek olarak tercüme edebileceğim, 5 haftalık bir online kurs. Dünyanın her“Korona Günlerinde Aşk/ Atina Günlükleri 1/İkinci Tur” yazısının devamını oku

Atina Günlükleri 7

18 Şubat 2020 Atina Sevgili Günlük okurları, Bugün çok güzel bir gün olarak başladı ve son bir kaç saate kadar da öyle sürdü. Hatta ben bu bloğa yazmaya başladığımda ümitli ve sevinçliydim. Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu ve tüm dostlarımızın Gezi davasından beraat ettiklerinin haberini almıştım. Bu müjde telefonuma mesaj olarak düştüğünde ben bakkalın önünde bisikletimi“Atina Günlükleri 7” yazısının devamını oku

Atina Günlükleri 6

17 Şubat 2020 Atina Sevgili Günlükzadeler, Altıncı günümüze geldik. Bugün her şey ağır başladı. Belki dün dışarı çıkıp fazlaca sosyalleştiğimiz için bir türlü uyanamadık. Uyandıktan sonra da hayata hızlıca atılamadık. İkinci yatak odamız bir takım inşaatlar yüzünden toz altındaydı. Onu temizledik. Kahvaltı ettik. Giyindik. Ben Gezi davalarıyla ilgili yazıları okurken iyice ağırlaştım. Öğleden sonra bisikletime“Atina Günlükleri 6” yazısının devamını oku

YAŞAMAK GÖREVDİR YANGIN YERİNDE

kucaklıyor beni metin altıok aldırma diyor gülerek yaşamak görevdir yangın yerinde yaşamak insan kalarak Ataol Behramoğlu-Yangın Yeri  “Metin Altıok Şiirlerinden Parçalar” diye bir albüm var. I-tunes müzik beğeneceğimi düşünerek bana sundu. O günden beri başka bir şey dinlemiyorum. Dinlerken içim eziliyor. İçimin ezilmesini seviyorum. Hissediyorum. Yitirdiklerimi. Bu ülkenin benden aldıklarını. Metin Altıok onlardan biri. Doğru dürüst“YAŞAMAK GÖREVDİR YANGIN YERİNDE” yazısının devamını oku

Ne Heyecanlı Çocuklardık Biz!

  Cumartesi, 15:24, Portland, OR, ABD. Bunaltmayan ama hangi mevsimde olduğumuza da hatırlatacak kadar sıcak güneş ışınları yaprakların arasından süzülüp yola düşüyordu.Geçtiğim sokaklarda kimsecikler yok. Evler, ağaçlar, çiçekler, yapraklar arasından süzülen ışık. O kadar. Tek hareket ben, bisikletim ve gölgemizden ibaretti. Spotify’dan müzik dinleyerek ilerliyordum. Joan Baez’in yorumu Brothers in Arms çalmaya başladı. Birden yüreğim“Ne Heyecanlı Çocuklardık Biz!” yazısının devamını oku

Gilead Gelecek mi?

(Bu yazının orijinali 11 Nisan 2017 tarihinde Hürriyet gazetesinde yayımlanmıştır. Aisha Harley‘nin fotoğraflarıyla şimdi İnsanlık Hali’nde.) Margaret Atwood’un ünlü ‘Damızlık Kızın Öyküsü’nü ilk okuduğumda hikâyenin ne ile ilgili olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Dünyanın uzak bir köşesinde, Laos dağlarının arasına sıkışmış bir vadide kaldığım pansiyonda elime geçmişti kitap. Sırtımda ufak çantamla Asya’yı geziyordum. Yanıma“Gilead Gelecek mi?” yazısının devamını oku

Gelecek denen Canavar

2017 yılına girdik. Barış, huzur, sevgi dileklerimiz için topu topu bir saatimiz olduğunu bilmeden kucaklaştık. Yine umutla. Nefes alıp verdiğimiz sürece ne yapıp edip bir kaynağını bulup yüreklerimize yerleşen o umudu birbirimize geçirerek gülümsedik, güldük, yeniyi kutladık. Bu yılbaşında ben de pek çok İstanbullu gibi evde, ailemle birlikteydim. Çocukluk yılbaşılarımı geçirdiğim salonda, yine aynı televizyonun karşısında fındık fıstık“Gelecek denen Canavar” yazısının devamını oku

Nineciğim Trump başkan olduğu gün sen ne yapıyordun?

  Çünkü o zaman, ancak o zaman, gelecekteki o gün torunlarımıza dönüp diyebiliriz ki, “yavrucuğum Trump’ın dünyanın başına geçtiği gün benim de onurlu bir yaşam sürmek için bilinçli bir mücadeleye girdiğim, buna da kendi hayatımdan başladığım gündür.” YAZINI TAMAMI İÇİN http://www.5harfliler.com/trump-baskan-oldugu-gun-ne-yapiyordun/