YAZ SICAĞI

Yaz Sicagi_kapak.indd

Sevda bir kapıdır.

Nereye açıldığını bilmezsin, yine de içeri adımını atarsın.

Sanat tarihçisi Melike, İstanbul’daki Bizans kiliselerini gezdireceği Yunan yönetmen Petro’nun kendisini bambaşka bir amaçla aradığını bilemezdi.

Petro’nun ortaya çıkışının, ailesindeki sır kapılarını bir bir aralayacağını, aşk hikâyelerini, kayıp hikâyelerini, acılı ada hikâyelerini ortaya sereceğini hayal bile edemezdi.

Yaz Sıcağı bir parçalanma ve kavuşma öyküsü. Baba ile kızın… Kadın ile erkeğin… Ana ile oğulun… İkiye bölünmüş topraklar ile ayrı düşmüş kardeşlerin…

 

MAVİ ORMAN

mavi sirtli

Joan Baez, i-pod, Mevlana, hesapsız kitapsız yolculuklar, Johnny Walker reklamları, Burger King, kahve falı, pop şarkıları, Tom Robbins, sevgililer, aldatma, ölüm, Orhan Pamuk ve Daihatsu otomobillerle ahenk içinde, birbirine harman yoga asanaları… Bu kitabı çok seveceksiniz. Yazar da çok yakın arkadaşınız olacak.

Teoman, Sanatçı

“İnsan hayatının milatları var. Sonrası bir daha öncesi gibi olmaz” diyor Defne Suman. Bu kitap kendinle tanışmanın, uzlaşmanın, aradığı uyumu kendinde bulmaya başlamanın miladı. Olaylar, mekânlar, kişiler ve zaman fırça darbeleriyle çizilirken, ruhun derinlikleri öne çıkıyor. İnsan olmanın güzel huzursuzluğunu içinde duyanların tümüne yazılmış uzun, içten bir mektup.

Oya Baydar, Yazar
Derin derin soluk alıp veren, göğüs kafesini genişleten bir anlatım. Bir iksir içiriyor sana ve yaşamak, sahiden yaşamak nedir, onu hissettiriyor.

Özcan Yüksek, MAGMA dergisi Yayın Yönetmeni

Birazdan çok iyi bir yazarla tanışacak, güzel bir kitap okuyacaksınız. Ne mutlu size…

Şebnem İşigüzel, Yazar

MAVİ ORMAN hakkında Radikal Kitap’ta çıkan bir yazı:

Bir yoga yolculuğu – Kitap Haberleri – Radikal

SAKLAMBAÇsaklambac ciltli

Saklambaç bir ilk romanın bütün artılarına sahip: İçtenlik, heyecan, pervasızlık ve en önemlisi profesyonelleşmiş, kaşarlanmış romancılar için ciddi tuzak olan klişeleşmeye düşmemek. Buna karşılık, ilk romanlarda sıkça görülen kurgu zaafı ve zorlamalardan büyük ölçüde kurtulmayı da başarıyor.

Tuvalet kağıdına yazılmış, biraz da ağzı bozuk bir hikâye bu. Ne var ki, Batıcı burjuva aile çevresiyle Müslüman muhafazakâr çevrenin kesiştiği noktadan kaynaklanan roman, iki genç kızın hayatı anlamlandırma çabaları, inanma ihtiyacı ve kimlik arayışı üzerinden günümüz gençliğinin isyanına ve huzursuzluğuna da ayna tutuyor.

Oya Baydar, yazar

Cumhuriyet Kitap’ta Saklambaç Hakkında çıkan bir yazı:

Çok Katmanlı Bir Roman

Ağzı bozuk bir hikâye

(Bu yazı ilk defa Radikal Kitap’ta yayınlanmıştır.)

Defne Suman da mutsuz ailelerinin kendine haslığından yola çıkıyor.

Süreyya Kilimci

ToSaklambaçlstoy’un ünlü eseri Anna Karenina’nın belki de artık kendisinden de ünlü ilk cümlesi, “Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz ailenin mutsuzluğu ise kendine hastır” Defne Suman’ın ilk romanı Saklambaç’a da esin vermiş görünüyor.

Arka planda Türkiye’nin tarihsel açmazlarını ve çatışma eksenleriyle güncel olaylarını birlikte ele alarak özellikle gençliğin duygularını, ilişkilerini, özlemlerini, acılarını ve mutsuzluklarını etkileyici bir dille anlatan Defne Suman, hikâyesini kurarken doğrusu bir yoga uzmanı olmasından da iyi yararlanmış. Üniversite eğitimini bitirdikten hemen sonra gönüllü olarak Tayland’a çalışmaya giden yazar burada yoga öğrendikten sonra dört kıtada hayli seyahat etme fırsatını bulmuş. Dünyayı gezerken yaptığı gözlemlerin hikâyesini zenginleştirdiğini söylemeye gerek var mı?

Saklambaç’a dair biraz daha ayrıntı vermek gerekirse şunlar söylenebilir: ABD’nin Oregon eyaletinde bir yılbaşı sabahı, üniversite öğrencisi Eda Kaya, kilitli kaldığı bir çamaşırhane tuvaletinde, alımlı ve güçlü kuzeni Leyla’nın ortadan kayboluşunun esrarını çözmeye soyunur.

Leyla, Eda ile saklambaç mı oynuyor, yoksa aşkın peşinden mi gitti? Peşinden gittiği aşk, bir erkeğe duyduğu aşk mı, yoksa Allah aşkı mı? Sırra kadem basmadan hemen önce yasak ilişki yaşadığı muhafazakâr işadamı, Leyla’ya zarar vermiş olabilir mi? Leyla ilk defa tecrübe ettiği cinselliği aşk ile mi karıştırıyor? Peki ya inançla? Birdenbire örtünmesinin sebebi Atatürkçü ailesine başkaldırmak mı, yoksa gizli sevgilisi Leyla’yı kapanmaya mı zorladı? Bir gün gizlice Eda’yı da yanına katıp gittiği o mistik tarikat ve üyeleri Leyla’nın kayboluşunda nasıl bir rol oynuyorlar?

Eda ile Leyla, büyükanne ve babalarının Osmanbey’deki tozlu, karanlık apartman dairesi ile paşa dedelerinden kalma Kandilli’deki yalıda büyürler. Katı kurallara sahip büyükanneleri Saliha Hanım için hayatta başkalarının kanaatinden daha önemli bir şey yoktur. Saliha Hanım’ın boyunduruğu altında yetişen kızlar ailelerinin karşılayamadığı anlam ve sevgi ihtiyacını aile hayatının dışında, uyuşturucuda, aşkta, cinsellikte, mistik tarikatlarda arar.

Eda, Leyla’nın gizemli kayboluşunu çözmeye çalışırken önce onunla sonra da kendisi ile kurduğu ilişkinin temel dinamiklerini görmeye başlar. Leyla’nın kendini bulma çabasıyla inanca dönüşü sadece bir başkaldırı değil, aile fertlerinin kuşaklar boyunca içlerinde taşıdığı bir yaraya şifa bulma çabasıdır.

Saklambaç, genç insanların aidiyet özlemlerini anlatıyor.  İnancı kurak bir toprakta yetişen insanların hayatları kuşaktan kuşağa değişse de bir bütüne dâhil olma hasretleri hep aynı kalır. Bu hasret, dört ayrı zaman diliminde, aynı aileden dört kuşağın fertlerinin toplumsal değişimlere paralel çalkantılı arayışlarında, kiminin sorguladığı, kiminin sımsıkı tutunduğu değerleri ya da örtbas ettikleri yaralarıyla şekillenmiş hayatlarında sık sık kendini gösterir.

Eda, mahsur kaldığı dört duvar arasında geçmişiyle hesaplaşırken, iç dünyalarını kasıp kavuran özlemlerin, sadece Leyla ile kendine has olmadığını, benzer acıların ve hayallerin kuşaklar boyunca aktarıldığını sezmeye başlar. Ancak mesele, bu hayal ve özlemlerin kuşaklar boyunca aktarıldığını sezmek ve buna kayıtsız kalmak değil, zincirin son halkası olmayı reddetmektir.

Leyla’nın hikâyesinde kendi hayatını kısıtlayan kalıpları gören Eda’nın içinde, dört duvar arasından kurtulup mutluluğa erişme umudu yeniden doğar…

Defne Suman, ilk romanı Saklambaç’la edebiyat okurunun ilgi ve beğenisini kazanmayı hak ediyor. Umarız yeni romanlarla devamı gelir.

EMANET ZAMAN

“Doğu’nun İncisi” İzmir’in 1900’lerden 1970’lere uzanan tarihiyle harmanlanmış bir Şehrazat masalı…

image002Eylül 1905

İngiliz casusu Hintli Avinaş Pillai İzmir limanına iniyor. Ömrünün sonuna kadar bağlı kalacağı Edith Lamarck’a âşık olacağını henüz bilmiyor…

1919

Rum kızı Panayota’nın içi kıpır kıpır… İlk aşkının İzmir’e ayak basan Yunan ordusuna katılıp Anadolu’da savaşacağını aklının ucundan bile geçirmiyor.

1926

Büyük İzmir Yangını’ndan Miralay Hilmi Rahmi tarafından kurtarılan Şehrazat suskun. Geçmişini hatırlıyor, anlatacak büyük bir hikâyesi var ama konuşmaya henüz hazır değil…

Edith, Panayota ve Şehrazat… Bu üç kadını birbirlerine bağlayan güçlü bir bağ var sadece Hintli casusun bildiği…  Ve de Bornova’daki Levantenleri, Frenk Mahallesi’ndeki Rumları, Haynots’taki Ermenileriyle bir yüzyıla yayılan bu hikâyeyi kucaklayan sımsıcak, yitik İzmir…

Ayşe Arman’la Emanet Üzerine Röportaj

Yılmaz M. Bilican’ın K24‘deki yazısı

Η Σιωπή της Σεχραζάτ

(Şehrazat’ın Suskunluğu)*

Ένα μυθιστόρημα για μια πόλη και τους ανθρώπους της, που πέρασαν από το όνειρο και την ευτυχία στην απώλεια και την απόλυτη καταστροφή. Μια ιστορία που διαβάζεται σαν παραμύθι.

9786180114508

Η ιστορία μιας γυναίκας και μια πόλης που χάθηκε για πάντα μέσα στη φωτιά.

Σμύρνη, 1905. Στο «Μαργαριτάρι της Ανατολής», την πόλη αυτή της απαράμιλλης ομορφιάς και αρμονίας, καταφτάνει ο Αβινάς Πιλάι. Είναι Ινδός αλλά αυτό δεν τον εμποδίζει να ερωτευτεί την Εντίτ, κόρη πλούσιας λεβαντίνικης οικογένειας. Οι δυο νέοι δε θα παντρευτούν ποτέ, και η Εντίτ θα φύγει για τη Γαλλία λίγο προτού η Σμύρνη λίγο παραδοθεί στις φλόγες, φανερώνοντας στον αγαπημένο της ένα μυστικό που θα τη στοιχειώνει.

Δεκαεπτά χρόνια αργότερα, η Παναγιώτα, Ελληνίδα χριστιανή, γίνεται μάρτυρας της σφαγής της οικογένειάς της καθώς τα κεμαλικά στρατεύματα μπαίνουν στη Σμύρνη. Ένας Τούρκος αξιωματικός τη σώζει, ωστόσο η κοπέλα δε θα μιλήσει ποτέ ξανά.

Σμύρνη, 2005. Η εκατοντάχρονη Σεχραζάτ αποφασίζει να καταγράψει την ιστορία της. Και καθώς οι σελίδες γεμίζουν αναμνήσεις μιας ζωής, παλιά μυστικά θα έρθουν στο φως.

* Emanet Zaman’ın Yunanistan’daki başlığı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s