Şaşkın Kızıma Veda


Cuma ilk defa Sundace kampa gittiğinde daha bir yaşında bile yoktu. Etiler’in arka sokaklarında sokak köpeği anasından doğup beş aylık hayatının tamamını Levent’de bir apartmanın beşinci katında geçiren köpeğim -hepimiz gibi- oraya gidince cennete düşmüşe döndü. On gün boyunca kırlarda, plajlarda koştu, çimenlerde yuvarlandı, denize patilerini soktu çıktı, kedilerle ve diğer köpeklerle tanıştı, dengeye geldi. İstanbul’da canımı çıkaran azgınlığından eser kalmadı.

Levent’e döndüğümüz gece su bile içmeden evin eskiden hiç gitmediği uzak bir köşesine yollandı. Oraya simit gibi, sırtı bize dönük yattı, sabaha kadar da yerinden kalkmadı. Onu kamptan geri getirdiğim için bana küstü sandım. Oysa Cuma sadece üzgündü. Köpekler küsmeyi bilmez ki. Deniz kıyısındaki o kamptaki bir sonraki tatilimizin sonunda Cuma’yı bir daha İstanbul’a getirmedim. O gündür bugündür ben yersiz yurtsuz dolaşırken, köpeğim kök saldı, kampın Cuma’sı oldu, orada prensler gibi beslendi, bakıldı, bakılıyor.

Bir yaz gecesi hep beraber yemek yiyorduk. Kampta kalan genç çocuklardan birisi boynuna sarılı gevşek bir ipten tutarak çekelediği bir yavru köpek ile restorana girdi, bizim masaya yaklaştı. Süleyman’a “kampa aitmiş, köydekiler öyle söylediler, biz de getirdik” dedi. Masadan bir kahkaha koptu. Çocuk neye güldüğümüzü anlamadı, bozulup gitti. Köylülerin numarası idi başı boş yavru köpekleri kampa postalamak.

Biz masadakiler Süleyman’a ısrar ettik, ne olur kalsın, ah bak ne şeker, ah bak ne şaşkın diye diye sevdik yeni yavruyu.

Şaşkın kampta kaldı. Cuma’yı kendine aşık etti, eş etti. Dizi dizi kısa kuyruklu bebekleri oldu. Kısırlaştırıldıktan sonra bile Cuma’nın yanına dişi köpek yaklaştırmadı, canı pahasına bütün kumalar ile dövüştü. Cuma gizli kapaklı ilişkiler yaşasa da Şaşkın’dan başka dişi köpekle meydanlara çıkmadı. Plaja, tepelere, Faselis’e yürüyen kampçıların peşine ikisi beraber takılıp yol gösterdiler. Birisi tehlike sezip ayaklanırsa, diğeri saniye vakit kaybetmeden aynı yöne doğru koşmaya başladı. Kışın sobanın başında birlikte uyuyup, gün doğumunda yoga yapan benim matımın üzerinde göğüslerini birbirine vurdura vurdura birlikte güneşi selamladılar.

Dün sabah Şaşkın’ı kampın hemen dışında ölü bulmuşlar. Yaban domuzlarını avlarken atılan kurşunlardan biri saplanmış göğsüne. Köylüler keçilerini korumak için kasten vurmuş da olabilirmiş. Kaza veya kasten… içimdeki acının şiddetini değiştirmiyor atılan kurşunun arkasındaki niyet. Ölüm sevdiğim hangi canlının başına gelirse gelsin elbet canımı yakıyor. Fakat neden bilmiyorum hayvanların başına gelenler içimi bir başka paramparça ediyor.

Ölüm acısı gençken insanı pek hazırsızlık yakalıyor. Huzur içinde yatsın diyoruz ama köpekler ölünce nereye giderler ki orada huzur bulsunlar? Acımla başetmek için elimde hiçbir inaç aracı yok. Dünden beri cayır cayır yanan içimin gözlerimden akmasına engel olamıyorum

Biraz evvel Cuma’yı sormak için kampı aradım.

Dediler ki Cuma restoranın bir köşesinde, arkasını masalara dönmüş, simit gibi yatıyormuş.

Bu yazı Türkçe Yazılar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Şaşkın Kızıma Veda için 6 cevap

  1. Cok guzel yazmissin seko, gozlerim doldu yine. Hayvanlar baska bir yere mi gidiyor oldukten sonra. Bir yere gidiyorsak eger butun canlilar ayni yere gitmiyor muyuzdur acaba?

  2. kemal dedi ki:

    Kayıplar ve bıraktıkları izleri düşünmek; 'hadi bakalım kalkıp yola devam etmek lazım' demeden; sindirerek ve içe sine vedalaşarak.

  3. lamia dedi ki:

    onları biraz daha tanımamı sağladın, sağol…

  4. cinburcu dedi ki:

    Cuma senin Cumaymış demek. Bilmiyordum. Geçen sene Sundance'te ikisiyle de yuvarlanmıştık yerlerde. Özellikle de Güneş. Hatta Yiğit gecenin kör karanlığında bizi uyandırıp Faselis'e güneşin doğuşunu seyretmeye götürürken de eşlik etmişlerdi bize. Sonra ben hava karardıktan sonra markete giderken – yine sigara peşine – yabancı bir köpeğin saldırısından korumuşlardı beni. Çok üzüldüm. Hele 'simit gibi sırtı dönük' yatışı gözümde canlanınca…Ölüm doğal yollardan gelince daha mı kolay acısına dayanması bilmiyorum. Şaşkın kızının göğsünde bir kurşunla bulunması acıya bir de öfke ve çaresizliği ekliyor. Zaten zor hazmetmesi. İyice zorlaşıyor. Sabırlar… Biriktirdiğin anıların ve belki de canlıların pek azına nasip olan, senin de şahidi olduğun Cumayla yaşadıkları aşk, sevgi teselli eder, yaranı sarar umarım zamanla…

  5. esin dedi ki:

    Basin sagolsun Defne'cim 😦

  6. ozguranne dedi ki:

    Çok üzüldüm. Ne kadar üzüldüm anlatamam. Bir kaç gün önce keşfettim blogunuzu ve delirmiş gibi okurken bu yazı çıkınca kaldım öyle. Eşim ve ben. Sundance’de onlarla beraber dolaşma şansına kavuşmuş kişilerdik. Fasilise, ordan yola, mezarlıkların arasından, köyün içinden tekrar sundance’e geçerken hep beraber. Kalakaldım.

    sevgiler,

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s