Teknik bir Yoga Yazısı 4. ve son bölüm!

Samakonasana Foto: Rebekka Hass

Samakonasana
Foto: Rebekka Hass

Dün el alan başka bir yazı ile uğraştığım için buraya yazamadım. Affola. Bu haftasonu buraya bayağı bayağı kış geldi. Yün kazak, yün çorap, sıcak çorba havası dışarıda. Yağmur da başladı. Artık hazirana kadar durmaz. Yazık, çünkü bu hafta Zhander Hoca geliyor buraya. Kısa bir kurs yapacak. Ne vakit Portland’a gelse, yağmur yağıyor. Şehrimizi hep böyle karamsar bir yer zannediyor. Neyse ki kahvelerimizin üzerine kahve tanımadığını söyledi bir defa!

Şimdi kaldığımız yerden devam edebiliriz.

Prana ve apanadan bahsediyorduk. Can anlamına gelen ve büyük harfle başlayan iç nefes/rüzgar Prana’nın alt bölümlerinden ikisi. Apanavayu bütün aşağı giden ve bedenin eliminasyon sisteminden sorumlu enerji.  Mesturasyon, tuvalet ihtiyaçları, orgazm, hamile kalmak, çocuk doğurmak, terlemek ve nefes vermek hep apanavayunın sorumluluğunda. Ayuverdaya göre hastalıkların yüzden doksanı apana bozukluklarından kaynaklanıyor. Toksinlerinden temizlenmeyi beceremeyen bir beden kendini yenileyemiyor. Apanavayunun yuvası anüs ama kuvvetli olarak estiği bölgeler ense, sırt, bacaklar ve topukar.

Pranavayu ise (küçük harfle başlayan) apanın tam tersi olan enerji. Yukarı doğru çıkan pranavayunun yuvası kalp bölgesi. Nefes alışımız ve gıdaların parçalanıp kana karışması pranavayunun sorumluluğunda. Sıcak tabiatlı bir rüzgar. İç organların ve başın sağlığı da pranavayudan geçiyor.

Her iki vayunun akışı  yediklerimiz, düşünme sistemlerimiz ve hayat tarzımızdan etkileniyor. Hatha Yoga yaparken fiziksel bedenimiz ile yarattığımız şekiller, pranamaya koşa içinde boşluklar yaratarak iç rüzgarların bu boşluklara doğru esmesini ve onları doldurmasını sağlıyor.

Hatha Yoga çalışması sırasında nefes aldığımızda pranavayuyu yuvası olan kalp bölgesinden karnımıza (nabi çakraya) doğru indiriyoruz.  Sonra pranavayuyu nabi çakrada tuttmayı bir yandan sürdürüken, diğer yandan verdiğimiz nefes ile apanavayuyu da yuvası olan anüs-perinyum bölgesinden yine karına, nabi çakraya doğru yükseltiyoruz.   Nefes verişin sonunda bir durduğumuzda da bu iki güç karın merkezinde buluşmuş oluyorlar. Bandalar işte, kaslar kasıp kasıp bırakarak değil bu iki vayunun birleşmesini hissederken kendiliğinden gelişmeye başlıyorlar.  (Bu anlattaığım zihin için çok karmaşık bir sistem olduğu için düşüne düşüne anlamamız pek mümkün değil.)

Bu anlattığım mekanizma (pranavayu ile apanavayunun nabi çakrada buluşması) Hatha Yoga sırasında yaptığımız HER bir hareket sırasında uygulanıyor. Demin sevdiğim blogların bir tanesinde,  “İleri seviye yoga neye benzer?” başlıklı bir yazı gördüm. Henüz okumadım ama benim size diyeceğim, ileri seviye yoga işte böyle bir şey. Girdiğimiz şekillerin zorluğu, karmaşıklığı ya da estetiği ile alâkası yok. Vayuların gücünü hissedip, kas ve beyin gücü yerine vayuların gücü ile hareket eder hale gelmek.

Nefes sırasında pranavayu ve apanavayu nabi çakra’da  buluşması bir diğer iç rüzgar –vayu- olan Samanavayu’yu uyandırıyor. Samana eşit anlamına geliyor. Samanavayu iki yana doğru açılan, genişleyen bir rüzgar. Nefesin eşitlenmesini sağlıyor. Samanavayu uyandığından nefes genişleyip bütün beden eşit bir şekilde yayılıyor.

Hatha Yoga’da ciğerlere çektiğimiz ve ciğerlerden bıraktığımız havaya dış nefes, dış nefesin sayesinde bedenin içinde dolaşan  elektriğe (vayulara) iç nefes adı veriliyor. Dış nefesin çooook yavaşlayıp, neredeyse yok olduğu zamanlarda (iyi bir yoga çalışmasının sonuda otururken ya da yatarken) iç nefes vayuların nadiler içindeki hareketini izlemek kolaylaşıyor. Yani diyeceğim, dış nefesin yavaşlaması dikkatin artmasını sağlıyor. Nefesin sıklaştığı heyecan durumlarında (gündelik hayat içinde) dikkatin azalması durumunu çoğunuz biliyorsunuzdur. Tamam işte bu anlattığımda tam tersi. Yani iç-dış nefes ve dikkat arasında sıkı bir bağ var. Hemen hemen bütün yoga dersi/kursu reklamlarında duyduğunuz/okuduğunuz o basmakalıp cümle, ” yoga farkındalığı arttırır” olayı da bu bahsettiğim simyadan kaynaklanıyor.

Yogaya ilk başladığımızda bu bahsettiğim şeyleri hissetmek kolay değil. Gerek de yok. Nefesi tabii halinde tutup Hatha Yoganın şekilleri ile haşır neşir hale gelmek, bana sorarsanız ilk yıl (belki yıllar) için yeterli.  Başlangıçtaki bu süre içinde kendinizi motor gücü ile giden bir  tekne olarak düşünebilirsiniz. Motor burada beyin ve kas gücünü temsil ediyor.Düşünmeniz, anlamanız ve kaslarınızdan güç almanız gerek. Aynı şekilleri çalışıp, onlarla iyice haşır neşir olduğumuz bir sürenin sonunda, zaten nefes kendi yolunu bulmaya başlıyor. O zaman işte yelkeni açıyoruz. Motor susuyor. Kasların kaldırdığı kolları iç nefes -Prana- kaldırmaya başlıyor. Bandalar apanavayu ile pranavayunun buluşmasına yer açmak ve hatta onların buluşmasını kutlamak için vücuda gelmeye başlıyorlar.

Dış nefes yavaşlar ve iç nefes samanavayunun yayılmacı etkisiyle bedenin dört bir yanına eşit bir şekilde dağılırken, dikkat yani zihin de samanavayu ile birlikte hareket ederek bütün bedeni hissetmeye başlıyor.  Böylece dışarıdan bir nesne ya da hayali bir görsel değil de bedenin kendisi meditasyonumuzun odak noktası haline geliyor. Dikkatinizi bedenin iç ve dış mekanizmalarına çevirirseniz, çok kısa zamanda katı sandığınız etin kemiğin dalga dalga titreşimden yapılmış olduğunu fark edebilirsiniz. Biraz daha derinleşen bir uygulamada sadece bedenin değil, zihnin de aynı dalga dalga yapısını hissetmek mümkün olur.

Beden ve zihnin gerçek doğasının (titreşim) keşfi, yıllardır toz içinde duran aynayı temizleyip de ilk defa kendi yüzümüzü görmeye benziyor.

Ve işte yoga tam bu noktada başlıyor!

 

 

 

Bu yazı Türkçe Yazılar, Yoga içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Teknik bir Yoga Yazısı 4. ve son bölüm! için 1 cevap

  1. Meltem Ozcelik dedi ki:

    Defne Hocam,

    Hocam deme samimiyetini,uzun zamandir takip ettigim yazilarinizdan aldim, umarim rahatsiz etmis olmam. Sizin yazilarinizdan aldigim bir baska his de, yoga yapmak uzere gidilebilecek pek cok okulun-kursun yoganin varolus sebebinden uzaklasarak, ticari ve gundelik kaygilarla is yapiyor oldugu.

    Rica etsem, Anadolu yakasinda tavsiye edebileceginiz veya referans olabileceginiz ogretmen ve/veya merkez var mi?
    Kaybettigim yoga topraklarina tekrar ayak basmak nasil olur belki.

    Tekrar tesekkur ederim, yazilarinizi okurken, icimdeki pekcok kor noktayi fark ediyorum.

    Sevgiler, selamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s