IMG_0201Merhaba!

Bu yazıya yogaya başladığım günlerden bahsederek başladığım için mi yoksa o kutlu günün on beşinci yıl dönümüne bir hafta kaldığı için midir nedir durmadan Nong Khai şehrini ve o zamanları düşünüyorum. O kadar ki dün gece rüyamda oradaydım. Bu konu açılmışken şunu da yazayım. Ben ilk yoga hocalarım ile tanıştığım ve yogaya sevdalandığım o uzak şehirde yoga çalışmak için üç sene kaldım. Ayrıca gönüllü ingilizce öğretmenliği yapıyordum. Tepemde bir evim vardı ve karnımı doyuracak kadar para kazanıyordum bu işten. Üç sene sonra oradan ayrıldım. Çok zor oldu. Bir yandan yogadan öğrendiklerim doğrultusunda artık fazla güvenli, fazla küçük, fazla mutlu  bir ortamda yaşamak yerine gerçek dünyaya adım atmam, işe girmem, ilişkiye girmem, hayata girmem gerektiğini biliyor, bir yandan da alıştığım, sevdiğim bağlandığım insanları bırakacağım diye kederleniyordum. bir de hocalarımı hayal kırıklığına uğratacağım baskısı vardı tabii üzerimde. Onlar bana git, kendi kanatlarınla uç filan demiyorlardı ama Hindistan’da kaldığım aşramın yüz küsur yaşındaki gurusu bana çoktan yol göstermişti: Git, yurdundaki insanlara yoga öğret. Sonradan bunu Shandor hocamdan da duydum. İstikamet belirmişti ama benim inadımı, korkularımı kırıp da o istikamete gönül vermem yıllar aldı.

Bunu da neden anlatıyorum? Üçüncü koşa yüzünden. Yani zihindeki, davranışlardaki değişimler, köklü değişimler yani öyle hemen ilk yıllarda olmuyor. Oluyor ama olmuyor. Yüzeyde bir çok değişiyor, doğru. Trafikte tahammül artıyor, kesin. Dırdır, şikayet, rahatsız  durumlardan hep başka birilerini sorumlu tutmak, durmadan parmak uzatmak, iştah yokken yemek yemek, konuşmadan da anlaşabilmek, sessizliğe daha çok ihtiyaç duymak, yalnızlığa daha çok ihtiyaç duymak… evet, bunlar hatha yoga ile kısa sürede gelen davranış ve duygu değişiklikleri. Ama esas, köklü değişimler bunların arkasına saklanabiliyor. Hatta Patanjali’nin siddiler (süper güçler)  hakkındaki uyarısına benzer bir uyarıyı burada yapmakta fayda var: Trafiğe daha iyi tahammül ediyoruz, ya da içimizden artık içki içmek gelmiyor diye, veya erken kalkıp yogamızı yapma disiplinini edindik diye büyük bir değişim geçirdiğimize inanır ve ötesini kurcalamazsak yoga öğretisinin yaldızını azıcık kazımaktan öteye geçmemiş oluruz. (Patanjali bu uyarıyı zamanı ve mekanı aşan, başkalarının zihinlerinden geçeni okuyan veya kişiyi görünmez kılan güçlere sahip olanlar için yapar ve der ki  sanmayın ki aydınlandınız, aksine buraya takıldıysanız aydınlanma yolunda hiç ilerleyemeyebilirsiniz! Yoga Sutraları 3. bölüm 53. sutra gibi kalmış aklımda.)

Esas dönüşüm insanların, tüm insanların, en özlerinde size  karşı olmadıklarına  kendinizi ikna edebildiğinizde başlar.

Bu arada önemli bir uyarı daha: Hatha yogada hiç bir şey zorlayarak gelişmiyor. Yani öne katlanayım artık olsun bu iş diye bacak liflerimi yırtmadığımız gibi, ben iyi ve incelikli bir insan olayım niyeti ile içimizden gelmeyen, sahte iyilikler yapmak da bizi yoga öğretisinin derinlerine taşımıyor. Bize metinlerin ve güvendiğimiz hocaların söylediği, düzenli olarak hatha yoga çalışmamızı yaptığımız takdirde ve bu çalışmanın fiziksel bir egzersizin ötesinde bir anlamı olduğunu kabul ettiğimizde tüm dönüşümlerin (bacaktan tutun davranışlara, duygulara kadar) kendiliğinden geleceği.

Bu da Prana’nın koşaları delerek daha derine, daha derine nüfus etmesi sayesinde oluyor.

Koşalardan bahsederken belki de ikinci koşayı fazla hızlı geçtim. Bir kaç kişi sosyal medyadaki yorumlarında pranayama koşa hakkında sorular sormuş. Haklılar. Hatha Yoga perspektifinden baktığımızda en çok üzerinde durmamız gereken katman ikincisi. Yani nefes beden dediğimiz, canı taşıyan, ısıyı, ışığı, hareketi, elektiriği barındıran kanallardan (nadi) ibaret bu katman Hatha Yoga sırasında işlediğimiz kumaşımız. Bu koşayı Çin tıbbındaki meridyenlerden oluşan vücut gibi düşünebilirsiniz. Hem nadi adı verilen kanallar, hem kanalların içinde aktığı söyleyen vayular, hem de yine kanallar üzerinde sıralanmış marma bölgelerinin Çin tıbbında kuzenleri bulunur. Ancak birebir aynı değildir.

Nadi adı verilen kanalların içinde hareket eden vayu, Prana yani yaşam gücü, yani canın alt dalları olarak düşünülebilir. Belli bir ritimle alınıp verilen nefes ve beraberinde oynatılan uzuvlar nadiler içinde vayunun akışını sağlarlar. Vayular vücudun her yerine muntazam bir biçimde akmaz. Akamaz. Bunun yapısal, fiziksel, genetik sebepleri de olabilir, psikolojik sebepleri de. Yani pranamaya koşa denilen ikinci vücut katmanı hem ilk koşa olan fiziksel vücuttan hem de üçüncü koşa olan zihinden etkilenir. Aynı şekilde ikinci koşadaki vayu -Prana- hareketi hem birinci koşadaki (vücuttaki) fiziksel aksaklıkları hem de üçünc koşa olan zihindeki (düşünceler, duygular, inanışlar, bilinçaltı) tıkanıklıkları, hep tosladığımz karakteristik özelliklerimizi de çözmeye yarar…

Evet sayın dinleyiler, bize ayrılmış sürenin sonuna geldik. Bir sonraki programda buradan devam etmek üzere esen kalın. (Bugün Dünya Radyo Günü imiş)

Yarın, yarın değilse de öbür gün karşısınızdayım. Bizden ayrılmayın. Sorularınızı, yorumlarınızı içinizde tutmayın. Bakın aşağıda yer var, oraya yazın.

 

Defne

 

Yoga Psikolojisi 4” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s