Yoga Psikolojisi 3

defne aura
Şekil 1a 

Arkası cumartesi dedik, ve sonra pazartesiyi bulduk. Affola okur. Hafta sonu pek sosyal geçti. Yazmak için ayırdığım enerjinin tamamı da yeni romana gitti. Bu ay ben İstanbul’daki derslerimi iptal ettim, öğrencileri şubat tatiline soktum ve üzerinde çalıştığım yeni romanımı bitirmeye adadım kendimi. Hayırlısı. Aslında hayalimde uzak bir yere gitmek, mesela bir adaya, bir dağa, bir kulubeye ve sabah akşam yazmak vardı. Ama artık tecrübe ile sabit, biliyorum, bu tip düşünceler hayal kalmalı. Hayal iken dikkatimizi çekmeyen ayrıntılar hayaller gerçeğe dönüşünce yaratıcılığa feci darbe indiriyorlar. Mesela, bir adaya gidip yazacağım ya, nerede kalacağım o adada? Bir otelde? Bir pansiyonda? O pansiyon odasında rahat edecek  miyim? Üşümeden yazabilecek miyim? Kendi çalışma odamın, kitaplarımın arasındaki oturmanın sıcaklığını bilmediğim, tanımadığım bir pansiyon odasında bulabilecek miyim? Son derece şüpheli. Bir de yemek sorunu var. Ne yiyeceğim? Her gün tek başıma bir restoranda mı oturacağım? Kış günü kepenkleri kapalı, insanları uyuşuk bir adada kaç gün tek başıma bir restoranda oturabilirim? Peki ya akşamları? Akşamları yine o pansiyon odasında bir başıma ne yapacağım? Kim bilir ışıklandırması nasıl olacak? Tüm bunları düşünüce hayaller eriyor. Sonra şöyle düşünüyorum (Bu yöntemi size de tavsiye ederim):  Ben bir uzak adada yazma inzivasına çekildiğimde nasıl bir tecrübe edineceğime inanıyorum? Bol yaratıcılık, temiz havada yürüyüş, deniz kokusu, deniz manzarası, deniz ürünleri, renkli tahta sandalyeler ve masalarla döşenmiş bir kahvede sabah kahvesi, balıkçıların ağlarını temizlemesini seyir. Sonra masa başına geçip yazmak, okumak, yazmak. Ne hissedeceğimi umuyorum? Huzur, sükunet, dünyadan elini eteğini çekmiş olmanın özgürlüğü. Peki, bunları burada Atina’daki hayatımın içinde hissedebilir miyim? Nasıl hissedebilirim? Mesela sabah erken deniz kenarında yürüsem? Ya da bir kahvede otursam antik kente karşı ve rüzgar ve güneş  tenime dokunsa benzer hislerle dolmaz mıyım? Sonra eve döner yazar, okur, yazarım. Evet, bir adadaki gibi kapımın önüne çıkınca denize kavuşmam belki, biraz yol gitmem gerekir ama adaya gitmek de zahmetli bir iş olmayacak mıydı?

Böyle düşünceler ile ben hayalime yine en çok kendi evimde, kendi çalışma masamın üzerinde kavuşacağımı anlıyorum.

Gelelim koşalara.

Hatha Yoga metinlerinde insan beş katmandan oluşuyor. Anamaya koşa, en dış katman, etten, kemikten ibaret vücudumuz. Hatha Yoganın hareketlerini nefes ile senkronize bir biçimde uyguladığımızda Prana bu katmanın içinde muntazam akmaya başlıyor. Ten, gözler, saçlar parlıyor. İç organlara can pompalandığı için sindirim, boşaltım, dolaşım sistemindeki aksaklıklar gideriliyor.

Ancak tüm koşaların geçirgen bir yapısı var. Diğer koşalarda olup bitenler bu en dış kabuğu etkiliyor. İkinci koşa, Pranamaya koşa, elekrtik katmanı. Nefes beden diye de geçiyor. Vücudun etrafını ve içini dolduran elektrik bulutu. Başka bir deyişle aura. Bu katmanın artık fotoğrafı çekiliyor, biliyorsunuz. (Bakınız, şekil 1a’da, bu yazıların yazarının pranamaya koşası tüm renkleriyle verilmiş.)

Oksijenin kana karışması gibi aldığımız nefes ile yediğimiz gıdanın özünün canımıza dahil olması bu katmanda gerçekleşiyor. Yine yoga hareketleri sırasında veya sonunda vücudun içinde ve etrafında hissettiğimiz nabız atışı gibi titreşim, dalgalanma bu koşadaki meydana gelen canlanmanın sonucu. Sisteme giren prana elekrik akımının önüne çıkan engelleri temizliyor. Sinir sistemindeki aksamalar gideriliyor.

Gelelim üçüncü koşaya. Üçüncü katman: Manomaya koşa. Zihin katmanı. Düşünce, duygu, inanç, korku, tabu ve fobilerimiz, hayallerimiz, hayal kırıklıklarımız, anılarımız, okulda öğrendiğimiz bilgiler, okuduğumuz kitaplardan, gördüğümüz filmlerden kalan izler hep bu katmanda depolanıyor.

Hatha Yoga öğrencisi çalışmasına devam ederken önce Prana ilk iki katmana giriyor. Vücuda ve onu saran elektrik devresine. Omurgalar dikleşiyor, nefes açılıyor, enerji seviyesi artıyor, bağışıklık sistemi güçleniyor. Bunlar Prana’nın ilk iki katmana etkisi. İlk iki katmana yerleşip de orada bir güzel dolandıktan sonra Prana üçüncü katman olan zihne girmek için vizeyi almış oluyor.

Prana zihne girince ne oluyor biliyor musunuz?

Yama ve Niyama. Onlar da ne mi diyorsunuz? Ha, biliyorsunuz da ne ilgisi var şimdi mi diyorsunuz?

O halde yarın devam edeyim. (Söz)

Siz hatta kalın.

Defne.

Yoga Psikolojisi 3” için bir yorum

  1. Defne hanım,
    Cumartesi günü yazınızı bekledim ve biraz da merak ettim doğrusu.
    İyi olmanıza sevindim.Yeni kitabınız da önemli tabi.
    Yeni yeni bilgiler edinmek hoşuma gidiyor.Çok teşekkür ederim.
    Sevgilerimle.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s