Prana’nın İşleri

IMG_1870.jpgSize en sık tekrarlanan kabusumu anlatayım mı?

Yoga dersi veriyorum. Öğrenciler sessiz, sakin, sözümü dinliyor, havada hoş bir huşu, nefeslerin hışırtısından başka bir şey duyulmuyor. Derken pencereden yerdeki parkeye bir tutam ışık düşüyor. Bir öğrenci hareketi kesiyor. Güneş açtı, diye bağırıyor. Çamaşırları asmalıyız! Ve hepsi birden dışarı, avluya çamaşır asmaya koşuyorlar. Sınıf bir anda boşalıyor. Ben öndeki yerimde ufalıp, ufalıp ipe dizdikleri mendil kadar bir şey oluyorum.

Bendeki kontrol kaybetme korkusunun boyutlarını anlamak için psikanaliz bilmeye gerek yok. Her şey ortada. Kötü bir yoga hocası olmaktan çok korkuyorum. “Kötü hoca”yı da nasıl tanımlıyor bilinçaltım? Sınıfın dikkatini üzerinde tutamayan hoca. İyi hoca öyle bir ders verir ki citta vritti (zihin dalgası/düşünce) tamamen nirodoha’ya (düzlük/sükûnet) erer. Değil açan güneşte çamaşır kurutmayı düşünmek, gözlerini kendi kozalarının ötesinde bir yere çevirmeyi dahi düşünemezler. Düşünmezler. Çünkü düşünce sükûnete ermiştir. İyi hoca bunu mümkün kılan kişidir. Kötüsü ise… Kötüsü de dağınık dikkatlerden, bıkkın, sıkkın yüzlerden, sağa sola kayan gözlerden, açan güneşi görünce çamaşırları düşünen akıllardan sorumlusu olan hocadır.

Tahmin edersiniz ki bu formül hayatta bana sonsuz sayıda asap bozukluğu olarak geri dönmüştür. Sadece kendimi üzsem haydi neyse. Dikkati dağınık öğrenciyi haşladığım da olmuştur. Mesela benim için serilerin ezberlenmesi bir dikkat ve çaba meselesidir. Serileri bir türlü öğrenemeyen öğrenci muhakkak ki benim kötü bir hoca olduğumun işaretidir. O halde serileri öğrenemeyen öğrenci kalmamalıdır. Ayrıca ben konuşurken arkada fısıldaşan, gülüşen öğrencilere “komik bir şey varsa, söyleyin de hep beraber gülelim” fırçasını attığım da çok olmuştur. İbretlik hadiseler, neyse.

Yakın bir geçmişte anladım ki yoga bir şeyden bir şeye dönüşme çabası değil. Ama öte yandan yoga geleni, geçeni, geçerken bir tekme indireni, uyuşukluğu, sorumsuzluğu “olduğu gibi” kabul etme disiplini de değil. Zihnimiz illa ki ya biri, ya diğeri olsun diyor. Değişmeyeceksek her şeyi kabul edelim, her şeyi olduğu gibi kabul etmeyecek isek başka bir şeye dönüşmek için çabalayalım. Hangisi? Haydi, seç seç!

Ben bu ikiliğin ötesinde bir yeri işaret etmek istiyorum. Aslında hep içimizde olan (o yüzden dışarıdan müdahale gerektirmeyen) ama önündeki engelleri kaldırmazsak gün yüzüne çıkamayan (o yüzden günlük yoga çalışmasını gerekli kılan) bir hal yoganın diyarı. Hem var olanın eksiksizliğini kabullenip hem de daha iyi bir versiyonumuza doğru bilinçli adımlar attığımız bir hayat mümkün.

Ve iyi haber! Bu hayat için yogadan başka bir şey yapmamıza gerek yok. Çünkü tüm işi Prana yapıyor. Prana yani kainatı döndüren güç. Biz her gün yogamızı yapıyoruz. Prananın muntazam akışının önüne çıkan engelleri nefesimiz ile canımız ile temizliyoruz. O akıyor. O aktıkça gücü artan bir nehir gibi zihin/ego katmanından her gün bir ufak kırıntı daha kopartıp kendine katıyor. Ertesi gün tekrar. Zihin ego katmanı aşındıkça ne oluyor? O katmanın sakinleri varlığımız üzerindeki mutlak egemenliği azalıyor. Kimdi o katmanın sakinleri? Ben ve kabuslarım. Ben ve bozulan asabım. Beklentilerim, hayal kırıklıklarım, kaygılarım ve yargılarım. Ben ve kötü hoca olma korkum.

Bir yere gidiyor mu o zihnin sakinleri? Hayır, orada duruyorlar. Ama Prana denen o büyük güç zihin kozasını minik minik aşındırıp beni varlığımın daha derindeki katmanları ile tanıştırdıkça ben kendimi çok da ciddiye alamıyorum. Kendim derken, kötü hoca olma korkumu. Veya sevilmeme. Ve hatta ciddiye alınmama kaygımı bile umursamaz oluyorum. Çünkü Prana delmiş geçmiş o kozayı. Beni daha büyük varlığım ile tanıştırmış. Belki kısa sürmüş tanışma anımız, sonra unutmuşuz birbirimizi ama ertesi gün yine oradayız. Kaygının egemenliği bir tık daha aşınmış. Sevgininki biraz daha gün yüzüne çıkmış.

Bunlar işte hep Prana’nın işleri.

Sevginin merceğinden bakınca:

Varsın bir seriyi baştan sonra yapamasınlar. Varsın güneşi gören öğrenciler dersi kessin, avluya çamaşır asmaya çıksınlar.

Ne olacak yani?

 

Prana’nın İşleri” için 11 yorum

  1. Ayyy yine ne güzel anlatmışsın! Bayağı kahkahalarla güldüm başta… Sonra “güldürürken düşündüren” bir yazı haline geldi :)))

    Sen yoganın ve prananın bu açılımlarını, dokunuşlarını böyle anlattıkça, benim daha yoga yapasım, daha ciddi ve daha sıkı ve daha daha yapasım geliyor. Yaşa varol!

    – Candan iPad’imden gönderildi

    İnsanlık Hali şunları yazdı (17 Tem 2018 13:54):

    > >

  2. Hocalığını ve yogayı bilmiyorum ama olduğun şey iyi.. İyi ruh, iyi insan, iyi yazar..Sevgilerimle

  3. Benim okuduğum yazı aşka çıkıyor sanki. Keşke herkes yaptığı şeyleri sizin kadar sevse. Bana şunu hatırlattı bi yazı. Hani kör kütük aşık olup hep kaybetmekten korkar ya insan. Demek ki öyle önemli ki öyle aşıksınız ki buna sizin kabusunuz da bunu hissettiğiniz gibi yansıtamamak yaşadığınız huzuru öğrencilerin anlayamadan uzaklaşması. Herkes sizin gibi bunu aşkla yapsın tattığınız tatmşnkarlığı yaşasın istiyorsunuz. Ya da ben böyle yorumladım bilmiyorum. Ama çok güzel bir şey bu 🙂

  4. Mesela şöyle birşey olsa. Derse girseniz ve deseniz ki ben kötü hoca olarak görülmekten bilinmekten çok korkuyorum ve bunu kendime yedirebileceğime inanmıyorum. Sizin yapacağınız bu bu davranışlar bana bunu hissettiriyor ve hissettirecek ve ben bunlara bazı tepkiler verebilir, sizi azarlayabilirim ya da sinirlenebilirim.Yoga hocası olmam benim üst insan olduğum anlamına gelmiyor.Benim de insan olduğum anlamına geliyor. Benim bu şekilde olmamda sizi ilgilendiren bir durum yok kendinizi değiştirmeniz de gerekmiyor. Bu benim kendi deneyimlerimden kaynaklı geçmişten bugüne getirdiğim bir durum. Ama durum bu ve bu böyle olacak. Azarladığımda ya da sinirlendiğimde bunu üstünüze alınmanız da benim problemim değil. Sizi geçmişten neyin tetiklediğini de ben bilemem . Kiminiz umursamayabilir kiminiz ağlayabilir. Beni ilgilendirmiyor , benim stresimin de sizi ilgilendirmediği gibi. Bunu karşılıklı kabul edebilir miyiz? Ne siz ne ben değişmek zorunda değilim. Olduğumuz gibi kalarak devam edebilir miyiz … Bu bir eleştiri değil. Kurduğum bir fantezi. Neden daha iyi bir versiyon olmamız gereksin ki ? Bu benim kafamı karıştırıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s