-
Atina Günlükleri 17 -Son
Portland’dan gelecek bir arkadaşım Türkiye seyahatini iptal ettiğini yazmış. Haksız mı? Ben de şimdi Atina havalimanından papatya çayına peksimet batırırken sosyal medyayı son bir defa tarıyorum. (Sosyal) Medyası kapatılmış bir ülkeye gitmenin klostrofobik bir hissi var. Uçak inecek ve duvarlar yükselecek. Dışarıda olup bitenlerle bağımız kopacak. Gerçi hangi haber doğru ki diyebilirsiniz. Senin şimdi internet… Continue reading
-
Boğaziçi Üniversitesi röportajı
İyi edebiyat okurunu bulur! Kendi deyimiyle ‘’Hayatının en güzel 10 yılını’’ Boğaziçi’nde, orta kantinde, çimlerde, yüzme havuzunda ve öğrencisi olduğu Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde geçirdi. Lisans ve yüksek lisans eğitimini Boğaziçi’nde tamamladıktan hemen sonra dünyayı keşfetmek üzere yollara çıktı. UCLA’de doktora yapmak üzereyken yazar olmaya karar verdi… İlk romanı Saklambaç 2014’te, Emanet Zaman (Doğan Kitap)… Continue reading
-
Atina Günlükleri 16
Son günler bunlar. Yarın sabah 9:20 uçağıyla İstanbul’a uçuyorum. Ondan sonra başlıyor, koşturmaca. İlk dersim yarın 16:00’da. Bu sabah ortalık sakindi. Yeni hasta bakıcımız yine ümitsiz manevralarıyla bizi üzdü ama sonra dün bana yazdığınız mesajlardan aldığım güç ile kendimi avuttum. Şunun şurası dokuz gün yokum. Ailecek bizim Bey’in elinden, kolundan, bacağından tutar bir şekilde yatırır,… Continue reading
-
Atina Günlükleri 15
Bugün stres diz boyu. Günlerden Çarşamba. Cuma sabahı İstanbul’daki yoga derslerimi vermek ve kitap etkinliklerimi yürütmek için İstanbul’a geliyorum. Hasta bakıcımız Bey’i tekerlekli sandalyesiden (hâlâ) kaldıramıyor. Demin küçük tuvaleti için denedik. Bir değil, iki değil, üç defa denedik. I-ıh! Olmuyor. Belki yanında ikinci bir insan olursa başarır ama ikisini kendi başlarına evde bırakmama imkan yok.… Continue reading
-
Atina Günlükleri 14
Merhaba sevgili günlük okurları, Bu bloğu Beste, Burcu, Bey ile Ananas kahvesinden yazıyorum. Bahar gibi bir gündü. Sabah evde işler bitince, çıkıp Little Tree kahvesine gittim. Orada bir kaç saat öykümü yazdım. Herkes kahvenin dışarıdaki, ağaçlar altındaki masalara yayılmış, ceketleri, hırkaları çıkarmış yayılmıştı. Beste ile Burcu geldiler bir süre sonra. Ben de onlarla dışarıda oturdum.… Continue reading