Kadınlar Nasıl Ölürler?

Türkiye’de kadınlar en çok cinayete kurban giderek ölüyorlar.

Hastalık, trafik kazası, yaşlılık değil de cinayet.

Ve bu cinayete kurban giden kadınların büyük çoğunluğu sevgilileri, eşleri ya da aileleri tarafından öldürülüyor.

* Türkiye’de kadın cinayetlerinin sayısı yedi yılda %1400 arttı. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de kadınlara yönelik cinayet oranı son istatistiklere göre 2002 ile 2009 yılları arasında %1400 artış gösterdi. 2002 yılında öldürülen kadın sayısı 66 iken bu rakam 2009’ın ilk yedi ayında 953’e çıktı. Resmi kayıtlara göre, 2003’te 83, 2004’te 128, 2005’te 317, 2006’da 663, 2007’de 1011, 2008’de ise 806 kadın cinayete kurban gitti. (http://bianet.org/bianet/kadin/132742-kadin-cinayetleri-14-kat-artti)

***

Şimdi belki bu sayıları dehşet içinde okuyorsunuz. Benim gibi her seferinde kanınız çekiliyor, omuzlarınız düşüyor, kötülüğün gücü karşısında yaşam gücünüz elinizden alınmış gibi oluyorsunuz. Ama bir yandan da kendinizi güvende hissediyorsunuz. Bana böyle şeyler olmaz, diyorsunuz. Erkek cinayetlerine kurban giden kadınlarla aranızda bir fark olduğunu düşünüyorsunuz. Belki kendinizi “onlara” göre daha modern, daha özgür, ve hatta kim bilir için için belki daha akıllı buluyorsunuz. Sevgilinizin, eşinizin o kasap heriflerle ortak bir yanı olmadığına eminsiniz.  Bir “Bizler ve Ötekiler” dünyası yaratıp, orada güvende olduğunuzu düşünüyorsunuz.

Belki gerçekten öylesiniz. Sizi, kendini ve hayatı seven, düşünceleri ile duygularını ayırmayı bilen, benliğini, başarısını ve namusunu öteki ve ötekinin davranışları üzerinden değil de, kendi iç gücünden kuran dürüst, özgüvenli insanların kollarındasınız. O zaman ne kadar şanslı olduğunuzu bilin.

Ama belki siz de tehdit altındasınız ve bunun farkında değilsiniz.

O zaman lütfen okumaya devam edin.

Evet, belki sevgiliniz onu terk ettiniz diye kapınıza dayanıp sizi öldürecek bir adam değil,  ama onun yerine içinizdeki bir şeyleri, bir ihtimal kendinize güveninizi, bir ihtimal yaşama sevincinizi, bir ihtimal hayallerinizi hunharca ya da ustaca öldürecek. Ve ben bu yazı boyunca iddia edeceğim ki, eşini/sevgilisini öldüren/yaralayan erkek ile onun özgüvenini öldüren/yaralayan erkek aynı spektrum üzerinde birbirlerinden bir kaç derece açı ile uzak durmaktadırlar. Sadece ve sadece bir kaç derece. O bir kaç derece bir hamlede yutulabilir.

Ve biz, bir yandan gazetelerde okuduğumuz zavallı kadınların hikayelerine ağlar, diğer yandan kendi erkeklerimizin hatalarını durmadan ve durmadan affederken, o küfrettiğimiz kasap herifleri (yüceltmiyorsak bile) yeniden ve yeniden ürettiğimizi fark etmeden sevmeye devam ederiz .

Öldüğümüzü bilmeden ölürüz aslında.

***

Konu başlığımız “Sevgilinizin Psikopat Olduğunu Nasıl Anlarsınız?”olacaktı ama yazının sonuna gelince yeni bir başlık istedi benden. Biz yine de şimdi psikopat nedir, kime denir, oradan başlayalım.

Karısını boşanmak istedi diye, sevgilisini kendi ile evlenmek istemedi diye öldürme hakkını kendinde gören erkek, psikiyatri terminolojisini kullanacak olursak, evet, psikopati sendromundan mustariptir.

Psikopati, psikiyatride empati ve vicdan eksikliği ile karakterize edilen bir kişilik bozukluğu olarak tanımlanıyor.

Duydunuz mu? Empati ve vicdan eksikliği.

Empati nedir? Ona bakalım şimdi:

“Empati veya eşduyum, bir başkasının duyguları, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir.”

Benim bu tanımdan anladığım şöyle bir şey:

Birisinin eline iğne batırıyorsunuz ve onun ne hissettiğini aşağı yukarı biliyor (kendi tecrübenizden yola çıkarak) ve hatta belki acısını kendi teninizde hissediyorsunuz.

Empati eksikliği bu hissin varolmadığı durumlar.

Erkek kadını aldatıyor ve onun acısını anlamıyor. Empati eksikliği kendi zevkine odaklanmış insanlarda iyice yükseliyor ki zaten psikopatı psikopat yapan başlıca özelliği de dünyayı kendi çevresinde dönen bir şey sanması. Psikopatlar egosantrik ve narsist oluyorlar. Peki başka ne oluyorlar? Gelin psikopatların genel özellikleri için kaynaklar* ne diyor bir  bakalım:

1.Empati ve vicdan eksikliği

2. Egosantrik ve narsist eğilimler

3. Kendi davranışlarının sorumluluğunu almamak.

4. Kontrolsüz, aniden parlayan davranışlar. İstediği yerine gelmeyice obsesifleşme.

5. Düşünceleri duygulardan ayıramama. Düşünceye duygusal olarak bağlanma. İnsanlarla sahici bir bağ kuramama

6. Gerçekci uzun dönem plan eksikliği

7. Parazit olarak yaşama (işlerini hep başkalarına yaptırma)

8. Manipülasyon- İnsanları parmağında oynatma

9. Suçunu kabul ya da fark etmemek.

10. Cinsel tatminsizlik, kısa dönemde çok sayıda cinsel partner değiştirme, aldatma.

11. Zeka ve karizma.

12. Patalojik olarak yalan söyleme.

13. Aklın sınırlarının ötesine geçememe.

14. Antisosyallik

15. İntihar tehditleri (nadiren yerine getirilen)

16. Tecrübeden ders alamama ve kendini geliştirememe

***

Uzun lafın kısası psikopatları o kadar da ötekileştirmemek lazım.

Hepimizin hayatından bir kere geçmiştir bir psikopat. Onu tamir etmeye, iyileştirmeye, sevmeye çalışmışızdır. O bizi aldatmıştır. Sonra inkar etmiş, yalanlar söylemiş, inkar imkansız hale gelince yalvarmış ve hatta yeminler etmiştir ki bir daha aldatmayacağına. Onun da bir hikayesi vardır. Bir kere dinlemenizi istemiştir. Dinlerseniz ikna olacağınızı bilir. Oyununu da çok iyi bilir zaten. Ama bu arada siz –haşa- başka bir adama göz çevirdiyseniz haliniz bitiktir. Eteğinizin boyu, göğüs dekolteniz, türbanınızın rengi, makyaj yapıp yapmayacağınız onun onayını alır. Sizin hikayeniz varsa bile, ona kulak veren yoktur. Bir psikopatın hayatında ne sizin, ne de başkasının hikayesine yer vardır. (çoğu roman okumaz bu yüzden) O hayatta sadece kendi hikayesi anlatılır. Önce annesi tarafından eşe dosta, sonra kendisi, en son da sizin tarafınızdan bu hikayenin yüceltilmesini ve dünya aleme anlatılmasını bekler.

Onunki yerine kendinizinkini anlatırsanız hırçınlaşır, susturur. Çünkü sizin kendinize güveniniz onun varlığına bir tehdittir. Bağımsızlığınız ise onun ölüm fermanıdır. Öz güveni tam bağımsız kadınlar bu yüzden onun gözünde ya çirkindir ya da orospu. Özgüveniniz nice aşağılama, münakaşa, alay ve inceden dalga geçme ile özenle dövülür. Özgüveninizi dövüle dövüle hala ölmediyse, sizi öldürebilir. Bunu da cümle alem onaylar. Erkekliğe hakaret maddesinden suçu hafifler, bir kaç yıl yatar çıkar, yeni birini bulur.

***

Bazı kadınlar psikopatlarla zorla evlendirilir.

Bazı kadınlar bilerek ve isteyerek psikopatların kollarına atarlar kendilerini.

Psikopattan paçasını kurtaramayan kadınların canları silahla alınmamışsa eğer, ruhları muhakkak sözle ellerinden alınacaktır.

Her iki durumda da yani, psikopattan paçasını kurtaramayan kadınlar ölürler.

*Hervey M. Cleckley- Psikopatinin 16 temel özelliği. 

Bu yazı Türkçe Yazılar içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

6 Responses to Kadınlar Nasıl Ölürler?

  1. yeni1anlam dedi ki:

    Bu psikopat kişilik Türkiye’de çok “cool” olarak algılanıyor. Dizilere bakıyorum karakterlerin çoğunda ciddi arızalar var. Mesela Kurtlar Vadisi vs. O zaman bir tanıdığım çocuğuna Çakır ismini koydu. Bir dönem paparazzilerde şarkı söyleyen kadınların çocuklarının babası tarafından ayaklarından vurulduklarını izledik. Bunlar o kadınlara göre “doğal”dı. Erkek bu döverdi ve severdi. Geçmişte lisedeyken bir kız sevgilisini kıskançlıktan öldüren çocukla evlendi. Şimdi nasıl bir saadet yaşıyorlar bilmiyorum. Kurban psikolojisinin bir kötülüğü dediğin gibi bu süreçte kadın olarak bu kültürün yaratılmasında bizim de ne gibi bir katkımızın olduğunu görememektir.

    • bettybluecuk dedi ki:

      yeni1anlam çok güzel demişsin. Benim yazacağımı yazmışsın. Sert, maço erkeği öyle bir paketleyip, sunuyorlar ki , sonra kadınlar da “evet, bu işte bir yanlışlık yok. Bak, Çakır bile, bilmem hangi adam bile dövüyor da seviyor da” moduna giriyor. Koskoca adamın sevgilisi bile bak nasıl ilişkisine sahip çıkıyor deyip, normal hayatta da bunu uyguluyor. Tv dizilerinden öğreniyoruz , malum.

  2. özgür dedi ki:

    yeni1anlam, haklısın, ve, ama, bu zaten bütün dünyada böyle. American Physcho’yu okuyun arkadaşlar, oradaki karakter her yerde görebileceğiniz, öyle olması sadece normal kabul edilen değil aynı zamanda ödüllendirilen bir insan.

  3. gecicihafiza dedi ki:

    uyandim ve uyandigim gibi kahvemi yaptim, ne goreyim defne den taze yazi!bir daha uyandim!Defne sen yaz hep yaz emi.

  4. özgür dedi ki:

    Yalnız aklıma takıldı, baştaki referansta bir tuhaflık var. Sanırım cinayet “doğal olmayan ölümler” arasında ilk sırada olabilir, ama hastalık ve yaşlılık bu sayıya dahil olamaz. Ya da belli bir yaş aralığı içindir bu sayılar. Türkiye’de yılda 350 bin kişi filan ölüyor çünkü, yarısından azı kadın oluyor genelde ama nereden baksan 150 bin eder.. 800 küsür cinayet nedenler arasında ilk sırada olmak için çok ama çok küçük bir sayı. Şunu biliyorum ki (bir başka acı istatistik) 1 yaşından küçük bebek ölümü bile bunun on katı kadar var.

    Anlattığın şeyin önemini azaltmıyor tabi ki bu.. ama dediğim gibi aklıma takıldı, gevezelik etmiş olduysam affola.

  5. Ozguranne dedi ki:

    Kac gundur yeni yazi olmayinca merak ettim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s