Hayat Tanrı’nın insanlara bahşettiği en büyük armağandır

GörselBu sabah Sırbistan’ın uzak bir köşesindeki otel odamda, aşağıdaki kahvenin açılmasını beklerken, Aile Ağacı projesi için yanımda getirdiğim Nene’min otobiyografisine bakacağım tuttu. Ölümünden tam bir sene önce, 91 yaşındayken kaleme aldığı on sayfalık hayat hikayesini okurken çoktan unuttum sandığım sesi kulaklarımda canlandı, vurgusu tonuyla zihnimde yankılandı.

Sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim şu son bölümünü okurken de yüreğimin ortasında kimbilir ne zamandır saklı bir hıçkırık, sessiz bir feryat gibi boğazımdan yükseldi.

Bakın ne diyor:

“Gerçi artık çok yaşlı bir kadınım ama böyleyim diye dünyaya küsmüş ve hayatla ilgisini kesmiş değilim. Bütün güzellikleri ve çirkinlikleri ile dünyanın; her yönüyle korkunç bir fenomen olan, hem bütün güzelliklerin, iyiliklerin, hem bütün kötülüklerin odak noktası bulunan insanoğlunun şimdiye kadar binlerce yıldır çözülememiş, bundan sonra da asla çözüleceğe benzemeyen binbir problemiyle kafam hâlâ meşgul.

Sağlığım parlak değil – bu yaşta kimin sağlığı parlak olabilir?- Ama  gözlerim çok sükür iyi. Emekliliğin verdiği zaman bolluğu ve rahatlığı içinde istediğim gibi okuyabiliyorum. Tabiata, -eğer varsa- Tanrı’ya, bana bağışladıkları bu lütuf ve mutluluk için nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum ve ünlü orkestra şefi Herbert Karayan’ın ölürken söylediği cümleyi de hiç unutamıyorum:

“Hayat Tanrı’nın insanlara bahşettiği en büyük armağandır.”