Temmuz 2010

  • Lapa Lapa Ay

    Foto by Nergis Fotoşop by Serhan Dolunaya doğru günlük olaylar hep böyle bir ivme kazanıyor. Bağırsaklarımızı bozduk. İkimiz birden. Dün akşam Tai lokantasından eve servis papaya salatası, stir fry sebzeler ve çin börekleri getirtmiş, afiyetle yemiştik. Yok, düzeltme yapıyorum hemen. Ben aslında ilk lokmayı ağzıma atar atmaz, mideme saplanan sancıdan bir kıllanmıştım ama Kokia yerken… Continue reading

  • Şimdi Okullu Olmak

    Foto: Kokia Sparis Bu sabah, günlerden pazartesi olmamasına rağmen, yine öyle zınk diye uyanamadım. 4 buçukta bir gözlerimi açar gibi oldum, sonra 5:07’ye kadar homurdanarak yatakta döndüm durdum. Stüdyoya varıp da ilk udiyana bandhayı yapınca çıktı ortaya sıkıntı. Dondurma, mısır cipsi ve salsa, margarita ve öncesinde pilav. Dünün menüsü sayesinde iç organları betona çevirmek için… Continue reading

  • Pazartesi Sabahı

    Her pazartesi oluyor bu böyle. Uyanamıyorum. Alarmı geceden 7’ye kuruyorum. Makul bir saat… Hele ki 10buçuk’da birinci rüya aleminde takılıyor olduğumu düşünürsek. 5 gibi Kokia beni dürtmeye başlıyor, ”hadi kalk” diye. Kaç hafta geçti, pazartesileri ders vermediğimi öğrenemedi bizim bey. Ben huysuzlanıp, külçe gibi yatmayı sürdürdükçe ısrarı kesiyor. Sonra alarm başlıyor. Ben göz kapaklarıma japon… Continue reading

  • Saçlarımın Kıvırcık Hali

    Yıllar önce bir arkadaşımız nişanlısını bize getirdi. O zamanlar Yasemin ile Altınbilezik sokaktaki ilk evimizde ikamet etmekte idik. Ceneviz, Hacivat, Karpuz, Pazar ve Teo’dan oluşan kalabalık hanemiz haliyle geleni gideni çok bir mekan idi. Neyse..bu davulcu arkadaşımız o gece Hayal Kahvesi’nde çalacaktı ve bizden işi bitene kadar nişanlısı ile ilgilenmemizi rica ediyordu. Hakkında sadece geçirdiği… Continue reading

  • Tanrıların Oyunu

    Çocuktum. Yaz tatillerini adada geçiriyorduk. Orada düz, uzun sarı saçlı, uzun bacaklı kızlar vardı. Benden bir iki yaş büyük, çok havalı ablalardı bunlar. Hayran olur, bazen peşlerine düşer, evlerinin yerini, arkadaşlarının isimlerini filan öğrenirdim. Bir tanesini hatırlıyorum mesela. Lisya. Evleri bizim yokuşun tepesindeydi. Sabahtan yokuşu tırmanıp balkonlarının altına yerleşir, ismini çağırır dururdum. Lisyaaaa, Lisyaaa, Lisyaa…Balkona… Continue reading