TEK BAŞINA YOGA ve GÜVEN

Dün Prana Akışı adlı yazımda Dr. Svoboda’nın bir sözüne yer vermiştim. Bugün yine onun dağılan, saçılan enerjiyi toparlamanın bir yolu olarak günlük yoga çalışmasını öneren bir yazısını okudum. Hatha Yoga dikkati tek bir alana yönlendirmek için gerçekten iyi bir teknik. Ama bunu tek başına yapıyorsanız bazı önlemleri baştan almanız gerekebilir. Mesela bir odada yalnız olmak, telefon, internet, televizyon ve hatta mümkünse müziğin bile kapalı olması dikkatini toplayıp nefese, nefesin vücut içindeki hareketine odaklanmanızı kolaylaştıracaktır. Bir çoğumuz için sessiz bir odada bir saat boyunca yalnız kalmak zorlu bir tecrübe. Niyet etmek, kapıları kapatmak, evde birileri varsa onlara beni bir saat rahatsız etmeyin diyebilmek, telefonları susturmak ve tüm bunları her gün yapmak her babayiğidin harcı değil sahiden.

Ama zaten Hatha Yoga zorlu bir tecrübe. Vücudun girip çıktığı şekiller güç ve esneklik istediği için değil (o da var tabii). Her gün tek başına girilen o mağarada verilen nefs savaşı yüzünden zorlu.Ben bir şeyi tek başıma, kimse zorlamadan, sadece sevdiğim için, bana haz verdiği ya da nedenini bile bilmediğim halde içimden öyle geldiği için yapıyorum demek, diyebilmek bir stüdyo dersinde hocanın sözünü dinleyerek karmaşık bir şekle girmekten zor, çok zor.

Tüm geleneksel metinler şu gerçeği tekrarlar: Yoga tek başına yapılan bir şeydir. Ne yapacağınızı, nasıl yapacağınızı öğrenmek için bir hocanın karşısına geçersiniz, belki bir gruba da dahil olursunuz ama nihayetinde uygulama alanı yalnızlığınıza çekildiğiniz kendi mağaranızdır. Tek başına çalışmaya yanaşmadan hep ama hep yogayı bir stüdyoda, grup içinde yapmak yıllarca dil kursuna devam edip de o dilin konuşulduğu ülkeye hiç ayak basmamak, o dili derslerin dışında (yaşamda) konuşmamak gibi bir şeydir.

Dr. Svoboda’ya geri dönecek olursak…  Şöyle diyor: Sağlık canın (prana’nın) vücutta muntazam akmasının sonucudur ve sağlıklı kalmanın yolu da prana’nın dolaşımına adanmış bir günlük çalışmadan geçer*.  Hatha Yoga, hangi hareket serilerini içeriyor olursa olsun, hangi hocanın ürünü, hangi sistemin uzantısı olursa olsun öncelikli olarak işte bu amaca hizmet eder: Canın vücutta muntazam akışı, dolaşımı.

Tek başına yoga konusuna geri dönecek olursak… İnsan bu noktada tuzağa düşebiliyor. Hep kendisine “iyi gelen” şeyleri yapmaya, “kendini iyi hissettiren”hareketlerde kalıp, tatsız bir his bırakan, yakan, moral bozan, yoran, perişan eden hareketleri atlama eğiliminde oluyor. Kendimden biliyorum ve öğrencilerimden.  Öğrencilerim bana sık sık bir şeklin içinde rahat edemedikleri için belki de o şekli yanlış yaptıklarından şüphe ettiklerini söylerler. Hatha Yoga rahat bir şey değildir. Düzenli yapıldığı takdirde evet ruhsal, fiziksel rahatlığa ulaştırır insanı ama uygulanması ateş gibi yakan, tahammül sınırlarını zorlayan  anlardan örülmüştür. (En azından ilk yarısı.)

İnsanın böyle bir süreci kendi kendine vermesi zor. Çok zor. Bu yüzden işte hocalarımız ve serilerimiz var. Hocalarımız bize serileri veriyorlar. Bizim işimiz çıkarıp, değiştirmeden, kurcalayıp kafamıza göre düzenlemeden o seriyi sabırla, sebatla tekrarlamak. Ta ki hocamızı yeniden görene kadar. Bu da müthiş bir güven gerektiriyorlar. Bugün yoga hocasına güven ağızlara sakız olmuş, anlamını yitirmiş bir ifade olarak dolanıyor ortalıklarda.

Benim yıllar içinde, tecrübelerimden ve okuduklarımdan süzerek vardığım sonuç şöyle bir şey: Yoga hocasına güven onun bizi sakatlamayacağına duyduğumuz güven değil, o da var tabii ve çok önemli. Ama daha önemlisi hocamın beni benden daha iyi tanıdığına ve asla kotaramayacağımı sandığım şeyleri bana ödev olarak verirken aslında benim göremediğim bir şeyleri gördüğüne inanmak… Tersi de geçerli tabii. Hatta tersi belki daha da geçerli. (en azından benim için) Kendimi çok ileride, çok başarılı bulduğum anlarda henüz pişmediğimi, henüz daha yolum olduğunu bana hatırlatan hocama kafa tutmak yerine onu dinlemek de güvenin bir parçası.

Dr Svoboda modern dünyada yitirdiğimiz şeylerin bir tanesinin tam da bu güven olduğunu söylüyor. Hepimiz kendimiz için en iyisini yine kendimizin bildiğini zannediyoruz. Kararlarımızı verirken danışacağımız bir büyüğün bulunmayışını, ya da varsa bile o büyüğün sözü aklımıza yatmazsa yine kafamızın dikine gitmemiz bizi hem korkuya sürüklüyor, hem de pençesinde kıvranıp durduğumuz yalnızlığımızı besliyor.

img_1857

*Health is a product of good flow of prāna in the body, and having some kind of daily practice dedicated to prāna circulation is a good way to stay well.