Shadow Yoga Başlangıç Kursu- Online

40 Günlük Yoğun Shadow Yoga’ya Başlangıç Kursu

Shadow Yoga Türkiye okulu olarak ilk defa tüm hocalarımızla birlikte sunduğumuz Shadow Yoga’ya Yoğun Başlangıç kursunda, Shadow Yoga’nın ilk prelüdü olan Balakrama ile güce adım atacak ve kadim Hatha Yoga metinleri üzerine kurulmuş olan bu okulun ana ilkeleriyle tanışacaksınız. 5 Şubat-17 Mart arasında sürecek bu 40 günlük yoğun programda, birbirinin üzerine inşa olarak ilerleyen bu seri aracılığıyla bacaklarda uyuyan gücü uyandıracak ve nefesle koordineli çalışmanın sırlarını araştıracağız. Sağlam bir Hatha Yoga çalışmasının temelini oluşturan bandhalar ve vayular gibi enerji anatomisine ait öğeleri de bu hareketler aracılığıyla keşfedeceğiz. Program bitiminde, Shadow Yoga Türkiye hocalarının hali hazırda devam etmekte olan sınıflarından seviyenize uygun olanına dahil olarak çalışmanızda derinleşmeyi sürdürebilirsiniz.

Neden Shadow Yoga?

Yalın ve etkili hareket zincirlerinden oluşan Shadow Yoga prelüdleri ile kişi bedeninde ve davranışlarında saklı alışkanlıklarını, kör noktalarını, duygusal tıkanıklıklarını ve direnme kalıplarını gözleme imkânı bulur. Beden, ayaktan merkeze doğru güçlenirken, öğrenci duygusal açıdan sağlam bir zemine basmaya başlar ve gizli kalmış beden zekâsı ile tanışır. Bu sistemde meditasyon bir araç ya da amaç değil, zincirleme nefes ve hareketin bizi taşıdığı bir limandır. Shadow Yoga, kurucusu Sundernath (Shandor Remete) ile Emma Balnaves’in gözetiminde yetişen hocalar tarafından dünyanın farklı noktalarında öğretilmektedir. Daha fazla bilgi için: www.shadowyoga.com

Kimler katılabilir?

Bu kursa katılmak için herhangi bir yoga tecrübeniz olması gerekmez – her seviyeden öğrenciye açıktır. Ancak ciddi bir rahatsızlığı olanlar ve kas/iskelet sistemi yakın geçmişte incinmiş kişiler için bu kurs uygun değildir. Başka bir yoga hocalık eğitimi programına kayıtlı öğrencileri de bu kursa alamıyoruz.

Mecra: ZOOM

Tarihler: 5 Şubat – 17 Mart arası her Cumartesi, Pazar, Salı ve Perşembe

Saatler – Türkiye Saati İle
Cumartesi: 12:30-14:30
Pazar: 12:30-14:30
Salı: 07:00-08:30
Perşembe: 19:00-20:30

Ücret: 2500 TL (KDV Dahil), 2 taksitte ödenebilir.
Bekâr ebeveynlere 50% indirimli.

Hocalar: Defne Suman, Pınar Üstün, Ayça Kamacıoğlu, Fatma Yavuz

Kayıt için: shadowyogaturkiye@gmail.com

Nitelikli eğitim için az sayıda öğrenci programa alınacaktır.

Hayatımın Enn Kötü Dersinin Devamı

Foto: Rebekka Haas

Hayatımın ennn berbat dersine yirmi kadar öğrenci gelmişti. Başlamadan önce hepsini karşıma oturtup kendimi tanıttım, esas hocaları ile aynı sistemden geldiğimizi söyledim ve bir sakatlıkları var mı diye sordum. Yüzlerindeki sıkkın ifadeyi önemsemedim. Hemencecik hareket etmeye başlamak istiyorlardı belli ki, ayaklandık.

Shadow Yoga yedek hocalık ettiğim bu tip “drop in” derslerinde öğretilebilecek bir yoga sistemi değil. İlk adımlarını kavramak ve içselleştirmek bile en azından altı ders gerektiriyor. Yine de böyle durumlarda uyguladığım bir yöntemim var benim. Her hareketi bir kez gösteriyorum, sonra beraber yapıyoruz, sonra bir sonraki hareketi gösteriyorum, onu da beraber yapıyoruz. Dersin ilk yarısı böyle geçiyor. İkinci yarıda da parça parça öğrendiğimiz seriyi baştan sona yapıyoruz. Bir kaç defa üstüste. Evet biliyorum bu yöntem sırasında, hareketlerin inceliği, nefesle bağlantısı, enerjiyle ilişkisi gibi hassas konular güme gidiyor ama en azından öğrenciler bir prelüd’de akmanın tadına şöyle bir bakmış oluyorlar. Zaten dediğim gibi bu benim acil durum reçetem. Ben “drop in” dersi yerine 6şar derslik kurslar verdiğim için benim öğrencilerim bütün hassas konuları öğrenme imkanına sahip oluyorlar.

Derse ısınmalarla başladık. Shadow Yoga’nın en acayip hareketi de en başta: Ayak bileklerinin  döndürülmesi. Öğrenciye kendini daha en baştan hantal ve sakar hissettiren bir hareket bu. (ki biz hocalar bu ilk ısınma sırasında ayakların yumuşaklığına ve hareketin akıcılığına bakarak öğrencinin bedeni, enerjisi, nefesi ve hatta psikolojisi hakkında bir çok bilgi toplayabiliyoruz.)

Dönmüyor tabii ayak bilekleri. Öyle kolay mı? Hepsi bir afalladılar. Bir kaçı durdu, vazgeçti. Dedim, ayak bilekleri boyun ve el bilekleri ile beraber bedenin üç kilit noktasından biridir. Burada enerji akışı başlamazsa, ilerleyen hareketlerde yukarıda bir yerde (dizde, kalçada, belde, boyunda) sıkışır, sistem kısa devre yapar. Boynu ısıtmak için başımızı çevirmeye başlayınca neyse, demin duranlar harekete katıldılar yine. Sevincim kısa sürdü. Isınmalar bitip de kuş gibi çökerek aldığımız nefeslerde kafalar yine karıştı. Kalktık, bir daha gösterdim. Alternatifleri gösterdim. “Hadi şimdi bir daha çökelim” dedim. Aaa, ama, o da ne? Arkadaki sakallı uzun saçlı adam bağdaş kurmuş yerde oturuyor. Belki başı filan dönmüştür diye ses etmedim. Sınıfın gerisi kuş gibi çökmüş khaki nefesini çalışıyordu.  Bitti, ayağa kalktık. Bağdaş kuran sakallı, uzun saçlı adam da kalktı. Sıra geldi Civa Çalana’yı göstermeye. Dedim ki bakın şimdi eklemlerdeki enejiyi uyandırdık, karın merkezindeki derin kasları da nefese dahil ettik, şimdi sıra bu canlanmış enerjiyi güzelce bedenin etrafına yaymak, varolan friksiyonları, kırışıklıkları düzleştirmekte. Arkadaki sakalı adamın yanındaki kısa saçlı zayıf kadın ben konuşurken sinirli sinirli ağırlığını bir ayağından ötekine geçirdi. Aldırmadım, onları biraz daha ayakta bekletip Civa Çalana’yı baştan sona yaptım. Bitirdiğimde yüzlerinde bir heyecan pırıltısı var mı diye baktım. Öndeki genç kadın gülümsedi. O gülümseyince yüreklendim, sınıfın geri kalanının yüzlerindeki boş ifadeyi unutmaya karar verdim. Civa Çalana şimdi neşelerini yerine getirir diye düşündüm.

Civa Çalana serisi sivrisinek dediğimiz çok basit ama tepeden tırnağa bütün bedenin, nefesin, beş duygu organının ve zihnin tam katılımını gerektiren bir pozda bitiyor. Biz hocalara öğrencinin seviyesi ve gelişimi ile ilgili bir yığın veri sağlayan bir poz  bu sivrisinek. Gösterdim. Girdik. Hassas bir dengesi var. İlk defa yapanların hemen öyle bulamayacağı ince bir ayar gerektiriyor. Ben aralarında geziyor, pozda uzun süre kalabilmeleri için ufak tefek tüyolar veriyorum. Ayaklarınızın dış tarafına ağırlık verin, poponuzu dizlerinizden daha yukarıda bir yerde tutun, dirseklerinizi kırıp omuzlarınızı yere doğru bırakın, başınızı kaldırıp karşıya bakın…Bazılarını elimle düzeltiyorum. Oflayıp poflayıp, girip çıkıyorlar poza. Topu topu beş nefes duracağız. Derken baktım arkadaki sakallı adam yine pozdan çıkmış, bu sefer yerde bağdaş da kurmamış, Sivrisinek ile hiç ilgisi bulunmayan bir poz yapıyor. (Malasana) Bir an ne diyeceğimi bilemedim. En çok da şaşkınlığımdan. Kendi öğrencilerimde bugüne kadar hiç görmediğim bir davranış bu.

Meğer herşey daha yeni başlıyormuş!

Ben Civa Çalana üzerine Balakrama’nın ilk hareketlerini gösterir ve onlara tekrarlatırken arkadaki sakallı uzun saçlı adam kendi başına hareket etmeyi sürdürdü. O kadarla kalsa iyi, daha çok dikkat ve sabır gerektiren pozlara geçtikçe sadece sakallı adam değil, yanındaki kısa saçlı zayıf kadın da benim gösterdiklerimden bağımsız şeyler yapmaya başladı. At pozunda dururken bu durumun veba gibi sınıfın geneline yayıldığını gördüm. Her üç öğrenciden biri at pozunda durmak yerine öne arkaya katlanan, sağa, sola katlanmaya başladı. Benim basiretim büsbütün bağlandı. Baştan o sakallıyı uyarmadım ya, artık kimseyi uyaramıyorum. Derken sakallı kendi hareketlerini bitirdi, matını topladı, dersin ortasında salondan çıktı gitti.

İşte o noktada ben bir hocanın düşebileceği en fena tuzağa düştüm ve öğrencinin gönlünü hoş tutacak, onları eğlendirecek ve kendilerini iyi hissetmelerini sağlayacak bir şeyler yaptırma arayışına girdim. Öyle bir şeyler yapayım ki hepsi yine bana dönsünler ve lütfen başka birisi dersi terketmesin! Olacak iş mi? Seri var, sıra var, nizam var. Hepsini boşverdim. Hadi size Shadow Yoga’nın Güneşe Selam serisini öğreteyim, ister misiniz? Olur mu? Olmaz tabii. Shadow Yoga’nın Güneşe Selam serisi ileri pozların karmakarışık geçişlerinden oluşan bir seri. Bir sağa, bir sola, bir ileri bir geri giderken kafalar iyice karıştı, fiziksel yetersizlikler iyice ortaya çıktı. Gözümün ucuyla arka köşedeki sarışın kadının da matını toplayıp çıktığını gördüm. Kısa saçlı zayıf kadın kendi kendine bir şeyler yapmaya devam ediyordu. Önlerdeki bir başka genç kadın da durdu, oturdu, meditasyona başladı. Ben seriden koptukça, öğrenci de benden kopuyor tabii. Benim kendime güvensizliğim tabak gibi onlara yansıyor!

Hay Allahım! Gözüm saate kaydı. Daha yarım saat daha var. Başıma hiç böyle bir şey gelmemişti. Bu ders hemen şimdi bitsin istedim!

Hayatımın ennnn kötü dersiydi!

Yoga Hocalarının düşebileceği en fena tuzak öğrenciyi memnun etme kaygısı/isteği ile ders vermek. İngilizce, matematik, sosyal bilgiler ve hatta müzik öğretmenleri bile öğrencilerini eğlendirmek için değil, bilgiyi aktarmak ve öğrenciyi yeni bir tecrübeye taşımak amacıyla ders verirler. Eylemek, gönülleri hoş tutmak biz hocaların işi değil ki! Özellikle kişisel dönüşüm potansiyeli taşıyan yoga gibi bir dalın hocalarının işi hiç değil. Gönülleri hoş tutmak amacıyla verilen derslerde öğrenciler yogaya dair bir şey öğrenemedikleri gibi, varolan ve kendilerini kısıtlayan davranış kalıplarını biraz daha pekiştirmiş oluyorlar.

Nasıl mı?

Eh o da yarına kalsın.

Bu arada, bütün yoga öğretmeni meslekdaşlarımın öğretmenler gününü kutluyorum!