Hala Bağımdaşlık

Yorumlarınız ve ilginiz için teşekkür ederim. Bu yazı tabi ki de burada bitmedi. İlerleyen bölümlerde bütün sorulara yavaş yavaş cevaplar bulacağımı umuyorum. Siz de sormaya devam edin. Sorular geldikçe benim kafamda da ampuller yanıyor ve tabii ki araştırma da sürüyor.

***

Bağımdaşlık (codependency) bazlı davranışlarda kadın-erkek, genç-yaşlı hepimiz  bulunuyoruz. Kendi bağımsızlık devrimini başlatmış olanlar bu tip davranışları kendilerinde ve diğerlerinde daha kolay görebiliyor,  ilişkilerinin kalitesini arttırmak için çalışıyorlar. Ama bu demek değil ki bizi kısıtlayan davranış kalıplarımızı gördüğümüz, farkettiğimiz anda o kalıplardan sıyrılıp özgürlüğe doğru yelken açıyoruz. Bir an için gerçekleri görsek de o pencere ertesi gün kapanabiliyor ve biz yine o eski kısıtlayıcı davranış kalıbında faaliyet gösterirken buluyoruz kendimizi.

Olsun. Yogada bedenlerimizin uyanması nasıl milimetrik açılmalarla oluyorsa, kişisel gelişimde de zihinlerin dönüşmesi aynı yavaşlıkla ilerliyor. Önemli olan milimetrik değişiminlerin birbiri ardına eklenmesi.

Eski kalıplara geri düştüğümüzde, hayal kırıklığına uğrayıp, bir şeycik değişmiyor zannediyoruz. Oysa ki milimetreler birbirine eklenmiş, metrelerce yol yürünmüş. Bir yıl önceki fotoğrafınıza bakın, günlüklerinizi okuyun, sizi iyi tanıyan bir dost ile konuşun, hocanıza sorun. Düzenli olarak hayat kalitenizi düşüren alışkanlıklarınızı ve davranış kalıplarınızı izliyor, ve onlardan arınmak üzere çaba gösteriyorsanız uzun vadede katettiğiniz yok alenen ortadadır.

***

Nenemle Dedem

Sizlerin de yorumlarınızda değindiğiniz üzere bağımdaşlık hepimizde çeşitli dozlarda mevcut. Biraz kültürel, biraz da yaşadığımız zamanların trendi. Bazen bir tek kişi ile kurduğumuz ilişki bağımdaşlık bazında şekilleniyor ama diğerler insanlara sağlam ve net bir şekilde kendimizi ifade edebiliyoruz. O kişi sevgilimiz iken bağımdaşlıktan perişan oluyoruz, eski sevgilimiz mertebesine eriştiğinde ise güçlü ve ne istediğini bilen bir kişiye dönüşmüşüz. Bazen de tam tersi oluyor bir kişiye herşeyimizi açıkça söyleyebilirken,  dünyanın geri kalanının bize verecekleri tepkileri  manipüle etmek üzere hareketlerimizi düzenliyoruz.

Şekil şekil bağımdaşlık olabilir. Hormonlarla değil kimin gözünde takdir toplamak istediğimiz ve kimin tarafından red edilmekten korktuğumuz ile ilgili bir durum. Çocukken anne babamız ve öğretmenlerimiz ile bağımdaşlık ilişkisi kurardık. “Elektrikler kesildi, ödevimi yapamadım.”

Aşk ilişkileride red veya terk edilmek korkusundan kaynaklanan bir dolu bağımdaşlık davranışı sergileyebiliyoruz. Araştırmalarım sonucunda öğrendim ki bağımdaşlık dozu yüksek insanlar, gidip onları sömürmeye hazır narsist, alkolik veya uyuşturucu bağımlısı (veya hepsi birden) insanları buluyorlarmış. Bu ikili arasındaki çekim mıknatıs gibiymiş.

Aynı kalıp kimbilir başka kimlerle kurduğumuz ilişkilerde su yüzüne çıkıyor?

Kendi öğrencilerimden bir tanesi benim hocamın kursuna katılıp da bir yanlış yaptığında ben hala utanıyorum. Oysa derslerimin kalitesinden, yapılması (ve yapılmaması) gerekenleri güzelce anlattığımdan eminim. Yani ben elimden geleni yapmış, bana aktarılan bilgiyi kendi öğrencilerime sunmuşum. Bundan sonrası, o öğrencinin onu nasıl anladığı (ve anlamadığı) benim sorumluluğumda değil. Ama hocam tarafından red edilmek korkusu öyle yüce bir korku ki içimde, bağımdaşlık kalıpları derhal yüzeye çıkıp hayatımın kalitesini düşürebiliyor.

***

Peki tamam anladık nasıl bir şey olduğunu bu illetin. Hepimize ucundan kıyısından dokunduğunu biliyoruz. Karısını üzmemek için hobilerinden vazgeçen koca da, kirasını ödemeyen kiracısının gözünde acımasız ev sahibine dönüşmek istediği için kapısına dayanamayan ev sahibi de, kendisini durmadan aşağılayan sevgilisini terk edemeyen sevgili de, oğlu sınıfta utanmasın diye onun ödevlerini yapan anne de, hepsi bağımdaşlıktan nasibini alıyor.

Hayatımızın ve ilişkilerimizin kalitesini arttırmak ve daha mutlu insanlara dönüşmek için ne yapacağız? Bağımdaşlıktan tamamen arınmak mümkün mü? Yoksa bir ömür sinsi sinsi davranışlarımıza sızacak, kendimizi muhtelif durumları kontrol etmek üzere- genelde hiç farketmeden- hesaplar yaparken bulacak mıyız?

Dün Bey biraz hasta idi. Bakkaldan dönerken sevdiği çukulatalardan aldım. Küçük boy pakette promosyon vardı hem de. 4 tanesi 5 dolar. Torbadan çıkarırken, sevinir diye bu promosyonu da söyledim. (bizim bey sevdiği şeyler ucuza gelince ektradan seviniyor) Paketi alıp gramajlarına baktı. Aslında ucuza gelmediğini, çünkü işte büyük paket olsaymış fiyatı şu olacakmış, böyle pazarlama tuzağı imiş vıdı vıdı, konuşuyor yattığı yerden.

İlk tepkim:

(Hala ve hala) bozulmak. Değerimi bilmiyor, diye düşünmek. Böyle davranmak zorunda mısın, beni niye üzüyorsun, ben sevinirsin sanmıştım vıdı vıdı vıdı diye söylenmek. Taa ki esas istediğimi elde edene kadar.

Nedir peki esas istediğim?

Teşekkür.

Bu gerçeği farkedince, bozulma balonu pıt dedi havaya karıştı. Dudaklarımdan şu cümle döküldü:

”Söylenmeyi bırak da teşekkür et”.

Bunu söyleyince hemen aldım istediğimi. Hesap kitap yapmadan, bozulup, küsmeye, surat asmaya zaman ve enerji harcamadan hem de.

Bey hediyesi için teşekkür etti.

Hangi tepki daha kaliteli bir hayat ve daha mutlu bir ilişkiymiş gibi geliyor?

***

Bağımdaşlıktan arınma yolları ve daha nice hikayeler ile yeniden karşınızda olacağım…Siz hatta kalın!

Defne

Bu yazı Anı, Yoga içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Hala Bağımdaşlık

  1. Sanem dedi ki:

    Bu farkindaligin ve yasanmisliklarin icin tesekkur ederiz Defne…

    Artik benzer dili konusan insanlarin yasanmisliklari uzerinden kendimizi dedigin gibi ‘milimetrik’ acilimlarimiza tasima donemi. Yol uzun, guzel ve keyifli, cesitlilik cok besleyici.

    Iyi ki o acilari yasamisiz ve iyi ki o insanlar karsimiza cikmis ve su siralar biz de bu farkindaliklar uzerine calisip ‘milimetrik’ ilerlemelerimizi kaydediyoruz.

    Gecen gun bir aile dizimi oncesi babami ve annemi arayip acisiyla tatlisiyla hayatin guzel oldugunu, iyi ki beni dogurduklarini ve bana bu deneyimi yasama imkani sunduklari icin onlara tek tek tesekkur ettigimde, onlar da biraz sasirdi.

    Kanallar aciliyor ve kopruler buyuyor hayatimin bu doneminde.

    Hayatin bana sundugu bu imkanlara tesekkur ediyorum.
    Iyi ki varsin!
    Sevgim sevginizle,
    Sanem

  2. Ozge dedi ki:

    🙂

    Defne bayadir okuyamadim yazilarini, okudugumda da yorum yazamadim.. Bu gun ilk defa soyle sakin sakin okuyorum yazilarini, klavyene, diline saglik, bu seri de super olmus.

    Ben de bu aralar bozuldugumu insanlara binbir zahmetle -surat asmak, ters cevap vermek, cekip gitmek yerine, sadece ben simdi cok bozuldum bu olaya diyerek gosteriyorum, bir anda ortam hafifliyor, cunku yuzde 90 o kadar komik seyler oluyor ki bu bozulduklarim 🙂 Genelde de iste istedigim ilgiyi gorememekten tabi..

    Yazdiklarin hem konu hem bicim olarak giderek daha da keyifli oluyor,
    Sevgiler cok,
    Ozge

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s