Şifreli Kasa

Foto: Kokia Sparis

Foto: Kokia Sparis

Bu sabah yine o kafeye gittim. Artık kar yağmıyor ama arabamız hala bozuk. Yine sabahın altısında gözüme iğne iğne saldıran yağmur altında yeni stüdyoya pedal çevirdim.

Derse bir tek Aisha geldi. Aisha benim buradaki en eski ve en yakın arkadaşım.  Bloğu şenlendirmek için koyduğum pek çok fotoğrafın karenin kamera arkasında Aisha var.

Derslerime sadece tek bir  gelince bütün dersi hiç konuşmadan veriyorum. Emma Hocamızın eğitimlerde bize yaptığı gibi, öğrenciye arkamı dönüyorum, nefes alış verişlerimizden başka ses seda çıkarmadan seriyi baştan sona yapıyoruz. Aisha ile de öyle yaptık. Zaten üç aydır düzenli olarak derslere geldiği için serinin inceliklerini iyice öğrendi. Hareketlerin geçişlerini, sırasını ve isimlerini hatırlamıyor olabilir ama önünde ben yaptığım sürece neyin nasıl yapılacağını artık biliyor. Öğrenci bu seviyeye eriştiği zaman, dersin tonu da değişiyor. Yeni bir şey öğretmektense öğrenilen hareketleri tekrarlatmaya özen gösteriyorum ben. Yeni öğrenilirken –sadece yogada değil, her yeni konuda- insan zihni incelemiyor, ince ayrıntıda gizli tatları henüz algılayamıyor. Ve durmadan durmadan yeni bir şeyler öğrenme hevesinde olanlar bu bir üst aşamaya bir türlü geçemiyorlar.

Aisha öyle bir öğrenci değil. Yoganın derinlerine ancak sonsuz sayıda tekrarla inebileceğini biliyor. O yüzden ona arkamı dönüp beni takip etmesini söylediğimde sevindi. Hiç konuşmadan, yaz rüzgarı kıvamında nefes alıp vererek Balakramanın dörtte üçünü yaptık. Sonra oturduk. Asanalarımızı tamamladık. Gözlerimizi kapattık. Güzelim stüdyonun çatısına yağmur bütün gücüyle vuruyor, rüzgar uğulduyor. Bizim içimiz ferah, bizim içimiz rahat, tatlı bir hafiflik, bir boş vermişlik ve o boş vermişlikte var olan bir doyum hissi sarmış bedenlerimizi, benliklerimizi.

Uzun uzun oturduk.

Çıkışta beni eve bırakmayı önerdi. Bedenim çok güzel açılmış, açılan kanallardan ılık ılık enerji merkeze akmıştı, bisiklete binmek zoruma gitmedi. Hem o kafeye gitmek istiyordum yine.

Gittim de.

Şömine yine yanıyor. Sırılsıklam ceketimi, şapkamı, yağmur pantolonumu, eldivenlerimi çıkarttım, şöminenin önünde asılı hediyelik çorapların çivilerine her birini astım. Kahvemi alıp deri koltuklardan birine gömüldüm. Elimde hala Middlesex. Güzelim Smyrna ben dün gece yatakta okurken yandı, kül oldu. Limanda bekleyen gemilere atlayanlar paçayı kurtardı, geri kalan kadın, erkek, çocuk bütün Yunan sahiden de denize döküldü. Smyrna yanarken ben de yandım. Ama bu sabah, önünde eldivenlerim tüten şömine başında deri koltuğuma gömülmüş otururken yeni bir bölüm başladı. Yeni hayatlar, yeni diyarlar…Devran yine döndü. Her zaman döndüğü gibi. Tahayyül edemeyeceğim kadar büyük acılar yaşayan insanlar yeni hayatlar kurdular, devam ettiler. Her zamanki gibi.

Neyse konumuz bu değil. Konumuz Shadow Yoga’nın bazı hareketlerini derslerimde gösterebilir miyim? Bu soruyu yoga hocalığı yapan öğrencilerimden sık sık duyuyorum. Doğal olarak Shadow Yoga öğrencisi kendi yaptığı yogayı öğretmek istiyor. Ama bu izin benden değil, benim hocam, sistemin yaratıcı Zhander Remete’den alınıyor. Ondan hocalık iznini koparmak da öyle kolay iş değil. Üç sene süren hocalık eğitiminden bu sene yirmi kişi mezun oldu. O yirmi kişiden sadece üç kişinin ismi resmi Shadow Yoga hocaları listesine geçti.

Bu sistemin hocası olmak istiyorsanız en az üç sene boyunca Zhander ve Emma’yı takip etmeniz gerekiyor. Yılda bir defa (en az) onların verdiği kurslara katılmanız ve yılın geri kalan günlerinde Shadow Yoga prelüdlerini düzenli olarak uygulamamız gerekiyor. Arada sırada yerel hocanıza görünüp yeni prelüdleri öğrenmek de hocalık eğitiminin parçası. Üç senenin sonunda kararı onlar veriyorlar. Bazı öğrencileri üç sene bekletmiyorlar. Sen hazırsın, git ders ver şimdi diyorlar. Bazılarını ise yıllarca bekletebiliyorlar.

Bilgi herkeste aynı anda uyanmıyor çünkü. Size asla bir reçete sunmuyorlar. Ne konuşacağınızı, derslerde söyleyeceğiniz sözleri hazır sunmuyorlar. Beden üzerinde nasıl düzeltme yapacağınızı bile göstermiyorlar. Ben başlarda hocalık eğitiminin böyle temel öğretilerden mahrum oluşunu yadırgamıştım. Hatta Emma hocaya sormuştum bile, “ben nasıl düzeltme yapacağımdan emin değilim, biraz sizi ders sırasında izleyebilir miyim,” diye. “Hayır”, demişti. “Tek dikkat etmen gerek şey, bizim senin üzerindeki düzeltmelerimizi hissetmen. Biz seni düzeltirken nefesinde, bedeninde, zihninde olup bitenlere dikkat edersen, başka bir öğretiye ihtiyacın kalmaz.”

Peki o zaman öyle olsun, dedim.

Güven şarttı. Kendime (bir gün dediği gibi ben de hissedeceğim bu nadileri, vayuları, kandayı, agniyi) ve hocalarıma. (bu insanlar ne dediklerini biliyorlar) Ben uzun zaman öğrencilerime parmağımı dokundurmadım. Hareketlerini sözlerimle düzelttim. Sonra bir gün bir de baktım, bir tanesine doğru çekiliyorum. Parmaklarım kollarındaki iki noktayı kendiliğinden bulmuş. Biliyorum o noktalara basınca ne hissedecek öğrenci. Kendi canımda hissediyorum. Bastırdıkça öne katlanıyor, parmaklarımın altındaki noktalar yumuşuyor. Sonra bir bakıyorum bir başkasının ayaklarına dokunuyorum, dizlerinin arkasına. Düşünmeden, neden öyle yaptığımı bile bilmeden. Çiçeğe çekilen arı gibi gidiyorum bir takım noktalara. Eve dönünce Shadow Yoga kitabımdan bakıyorum o noktalar neymiş diye.

Nereden, ne zaman öğrenmişim bunları? Hatırlamıyorum. Hepsini Zhander ya da Emma Hoca’dan duymuşum, orası kesin. Duyduğum sırada bir kulağımdan girip, diğerinden çıkmış sanmıştım. Demek bir kulağımdan girmiş ama diğerinden çıkmamış. Kendi yogam sırasında kış uykusundan uyanmış o bilgiler, kendi bedenimde can bulmuşlar. Ondan sonra benden çıkmış, bir diğerine uzanmışlar. Ben arada kanal olmuşum, köprü kurmuşum.

Shadow Yoga serileri şifreli kasa gibidir. Kasada saklı mücevhere ulaşabilmeniz  için hareketlerin doğru sırayla, doğru geçişlerle, doğru sayı ve doğru taraftan ile yapılması gerekir. (Sarpa soldan, Virastana sağdan başlar gibi.) Hah şimdi içimden bir tur Çakri dönmek geldi, arkasına da bir Surya Namaskara takayım dediğinizde kasa açılmaz. Prelüdleri baştan sonra hissederek yapanlar bütün bunları zaten bilirler.

Shadow Yoga serileri tek tek isole hareketlerden meydana gelmiş seriler değildir. Öyle tek başına yapıldıklarında ne işe yaradıklarını anlamamız kolay değil. Ancak zincirleme yapıldığında, en sonunda, belki de herşeyin, belki taaa ılınmaların sonunda hissedilen bir etkisi vardır. Evet, her hareketin tık ettiği, arada sırada derslerde söylediğim üzere, size konuşmaya başladığı bir an var ama hareketten o anı beklerseniz o hiç gelmez. Hareketin anlamını, faydasını, tık ettiği anı, sonucunu, sebebini düşünmeden tekrar tekrar tekrar yaptığınız zaman ne demek istediğimi anlarsınız. Unutmayın bir hareketin hakkında düşünmek bizi o hareketi hissetmekten alıkoyar. Yoganın binlerce yıllık bilgesine güvenir, nefes alıp vermeyi sürdürürseniz bir an gelir, her şey yerli yerine oturur.

Hem Shadow Yoga öğrencisi hem de yoga hocası iseniz size tavsiyem bir an önce Emma ve Zhander’i görmeye başlayın. Onlardan aldığınız bilgiler, onların ellerinin değdiği yerde uyanan noktalar içinizdeki hocayı uyandıracaktır. Onlarla düzenli çalışmaya başladıktan sonra derslerinizin başına samapada’yı,  ısınmaları, nefesleri, civa çalana’yı ekleyebilirsiniz. Bu baştaki dört adımın sırasını bozmayın. Öğrencinin prelüd vakti geldiğinde hissedersiniz zaten. Oradan devam edersiniz. Kendi yoganız bir numaralı referans noktanızdır, asla ihmal etmeyin. Yoksa kaynağınız kurur.

Shadow Yoga öğrencisi değil de bir iki derse girdiniz ve bir iki hareket “kaptıysanız” sizden ricam bunları derslerinize taşımayın. Bu şekilde yoga dersi vermek, hangi dilde söylendiğini bile bilmediğiniz bir şarkıyı bir sınıfa öğretmeye benzer. Hareketi içinde yaşatmayan hocayı öğrenci zaten derhal tespit eder, yürekten değil, ezberden şiir okuyor gibi olursunuz.

***

Yarın dünyanın son günü. Hadi öyleymiş gibi yapalım. Yarın bildiğimiz hayatların sonu olsun. Hepimiz hiç bilmediğimiz yeni bir şey katalım hayatlarımıza…Yeni bir insan, yeni bir proje, yeni bir bakış açısı…Kıyamet kopacaksa da varsın kopsun, insan devam ediyor çünkü. Ne olursa olsun devam ediyor insan. Öyle bir cins çünkü bu insan denen şey.

Umut dolu.

 

 

 

 

 

 

Bu yazı Türkçe Yazılar içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

5 Responses to Şifreli Kasa

  1. tubaguney dedi ki:

    İlk iki sene bu prelude tamam hadi sonraki gelsin diye doymaz bir iştahla saldırmıştım… Oysaki ince ayar, nefes yıllar istiyormuş ki daha bana tam olarak olduğu filan yok:) hocalıkta ise herşeyimi şaşırttı. Kendi yogamı tekrar önceliğim yaptı. Sevgiler sevgili hocam:)

  2. özgür dedi ki:

    şahane bir yazı, teşekkürler Defne.

  3. başak yüksel dedi ki:

    “Kendi yogam sırasında kış uykusundan uyanmış o bilgiler, kendi bedenimde can bulmuşlar. Ondan sonra benden çıkmış, bir diğerine uzanmışlar. Ben arada kanal olmuşum, köprü kurmuşum.”

    Saygıyla eğiliyorum her sözcüğünün önünde, ellerine, kalbine sağlık Defne.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s