Teknik bir Yoga Yazısı 3

www.iytyogatherapy.com
http://www.iytyogatherapy.com

Geçen yazıda Prana ile tanıştık. Büyük harf ile yazılan Prana can olarak düşünebileceğimizi söylemiştik. Nadi adını verdiğimiz enerji kanalları içinde rüzgar gibi esen Prana, ilk nefesimizden son nefesimize kadar bizimle birlikte olan bir güç. Prana’nın kendisi de dahil olmak üzere bu yazı serisinde bahsi geçen bütün kavramları ilahi bir anlayışla değil de teknik ve hatta amprik bir gözle okumanızı rica edeceğim. Evet o canı oraya kim koyuyor, can sükunet içinde akar hale geldiğinde ilahi bilgiye bilincin açılması nasıl oluyor vs gibi Hatha Yoga’nın tinsel (spiritüel) tarafını ilgilendiren bir dolu soru akla gelebilir ama bu yazı, teknik ayrıntılarla ilgilendiği ve yazar kişi tinsel detayların mahremiyetinin korunması taraftarı olduğu için biz enerji bedeninden fiziksel bedenmiş gibi bahsedeceğiz.

Ki tam da oradan başlayalım: Hatha Yoga’da insan Atman (ruh) denen çekirdeğin etrafını saran beş koza bedenden oluşur. (Sanskrit: Koşa) Bu kozaların en dış tarafta duranı annamaya koşa etimizi, kemiğimizi, iç organlarımızı içeren fiziksel bedenin kozasısır. Annamaya koşa‘dan hemen sonra gelen katman Pranamaya koşa, bazen nefes, bazen enerji beden olarak yabancı dillere tercüme edilir. Siz Prana’nın anlamını bilen kıymetli okuyucular tercüme gerektirmeyen bir terimdir Pranamaya koşa. (Koskoca hocaların artık dilleri sürtçüğünden midir nedir bu katmana Pranamaya yerine Pranayama koşa dediklerini benim bizzat işitmişliğim var. Aman dikkat! Bu vesile ile İngilizce’de chakra olarak yazılan enerji disklerinin doğru telaffuzunun yine koca koca hocalar tarafından söylendiği gibi şakra değil, Sankrit tekerlek anlamına gelen çakra olduğunu da belirteyim ve rahatlayayım.)

Pranamaya koşa, Prana‘nın kozası. Bizim bu teknik yazı serisi işte sadece ve sadece bu katman ile ilgileniyor. Prana bu katmanda esiyor, idası, pingalası, şuşumnası ile nadiler bu katmanın iletişim ağı. Can (Prana/nefes) bedenden çıktığında, yani bu katman işlevini yitirdiğinde, hemen dışında bulunan annandamaya koşa, yani fiziksel beden teknik olarak ölü sayılıyor. (Şavasana‘nın adı da buradan geliyor ama aramızda yeni katılanları korkutmamak adına bu konuya burada girmeyeceğiz. Zaten biz Shadow Yoga’da ölmeye hazır hale gelene kadar şavasana da yapmıyoruz. Şavasana’dan korkanlar bize katılabilirler. )

Hatha Yoga’nın asana ve pranayama adımları da doğrudan bu katmanda çalışıyorlar. Amaç neydi? (dün söylemiştik hani?) Amaç Prana‘nın nadiler içindeki akışını (esişini) muntazam kılmak. Prana‘yı şimdi öyle tek yöne esen yekpare bir rüzgar gibi düşünmeyelim. Karadan denize, denizden karaya, dağdan vadiye, dereden tepeye, güneydoğudan kuzey batıya esen yüzlerce rüzgar çeşidi olduğu gibi nadilerden oluşan kanallardan esen de çeşit çeşit rüzgar var. Bu rüzgarlara Hatha Yoga‘da vayu adı veriliyor. Anlayacağınız bizim büyük harf ile yazılan Prana canımız kendi içinde vayulara ayrılıyor. Vayuları Prana’nın çocukları olarak düşünebiliriz.

Farklı Hatha Yoga metinleri pranamaya koşa içinde esen vayuların sayısı konusunda çekişedursun, biz Zhander hocamızın en temel bir kaç metinden toparladığı bilgi ve kendi tecrübesine dayanarak yazdığı Shadow Yoga- Chaya Yoga kitabını referans alarak 10 adet vayu bulunduğunu belirtelim. Bu 10 vayu‘nun serbest dolaşımı akılara ve bedenlere sağlık ve güç taşınmasını sağlıyor. Prana’nın on çocuğunun her birine burada tek tek girmeyeceğiz. Zaten google’a sorarsanız size derhal on yavruyu, ne işe yaradıklarını filan sayar, döker. Ben burada  bu vayulardan beş tanesinin Hatha Yoga literatüründe temel rüzgar, diğer beş tanesinin üvey -pardon- alt rüzgar (sub-wind anlamında) olarak geçtiğini bildirmekle yetineceğim.

Beş temel rüzgar, prana (küçük harf ile başlayan), apana, samana, udana ve vyana isimlerini alıyorlar. Teknik yazımızın çok farklı seviyede yoga severe hitap ettiğini varsaydığımdan  burada ilk üç vayudan öteye gitmeye niyetli değilim. Zaten benim öğrencim olursanız, ilk yıl sizi bu bilgilerle baymayacağımı, ancak ikinci sınıfa geçip de samakonasa’da sekiz nefes durur kıvama geldiğinizde bunca bilgiyi öğrenip, hazmetmenizi sizden bekler hale geleceğimi söyleyeyim de, telaşlanmayım. Hatha Yoga’nın anatomisini ilgilendiren bütün bu teknik bilgiler çok uzun bir zamanda ve ancak ve ancak Hatha Yoga uygulaması ile elele gittiği takdirde sindirilebilir. Yoga, bir kitaptan ya da bir blogdan okuyarak, gündelik akıllarımızla kavrayabileceğimiz bir bilgi değil. Hatha Yoga Pradipika’nın sonunda Svatmarama’nın söylediği gibi doğru uygulanıp kişi tarafından birebir tecrübe edilmediği takdirde (hakikâte dair) bütün bu malumat kuru gevezelikten öteye gitmeyecektir.

Pranavayu ve apanavayu Hatha Yoga anatomisinin ABCsi gibi birşeydir. Aldığımız nefes, verdiğimiz nefes, girdğimiz asana, çıktığımız şavasana, hepsi hepsi ya pranavayu‘yu etkier ya da apanavayu’yu. Meraklı bir yoga öğrencisi için bu ikiliden kaçış yoktur.

Benim bu akşamki blog mesaim yine sonuna varıyor.

Yarın bu iki zıt kardeşe yakından bakmak üzere sizleri yine buraya bekliyorum.

Rüzgarlarınıza iyi bakın.

Defne