Eğer yoga hocası iseniz karşınızda iki ayrı cins insan çıkıyordur. Dersinize “öğrenci” olarak katılanlar ve dersinize “müşteri” olarak katılanlar.

Asırlar boyunca yoga bilgisi hakeden öğrenciye ustası tarafından damla damla aktarılmış. Öğrenci sabır, sebat, aşk ve kayıtsız şartsız bir güvenle ustasına teslim etmiş kendini. Alemin sırlarını keşfetmek önce kendini keşfetmek geçermiş. İlk once bunu öğrenmiş. Kendini keşfediş nefsi terbiye etmekle başlarmış. Yoganın ilk yılları nefsin (zihin-ego) kalıplarını izlemek ve bu kalıpların hayatı tam kapasite yaşamayı engellediği noktalarda onları  dönüştürmek üzerine kuruluymuş. Öğrenci ustasının sözüne harfiyen uymazsa kendi kalıplarının tuzağına düşeceğini bilirmiş.

Shadow Yoga işte bu geleneksel temeller üzerine kurulu bir yoga sistemi. “Shopper” diye tabir edilen yoga öğrencisi aslında öğrenci değil, müşteri. Baş öğretmenimiz Zhander Remeye ve onun yarattığı bu sisteme baş koymuş biz Shadow Yoga hocalarının mücadelesi yogayı tüketilecek bir mal olmaktan çıkarıp, ona orijinal statüsünü yeniden kazandırmak. Yoga, ruhun özgürlüğüne kavuşması için insanın izlediği tinsel yollardan bir tanesi. Bu kadar.  Zhander Hoca’nın deyimiyle, “ Ruh’u ruh olmayan her şeyden arındırma çabası.”

Global kapitalist sistem her şeyi metalaştırdığı gibi yogayı da bir mal halinde paketleyip bize sunuyor. Yoga stüdyosu açmak şimdilerde “çok iyi bir yatırım” olarak görülüyor.

Foto: Özcan Yüksek

İnsanlar yoga hocalığı yapmak üzere büyük şirketlerdeki işlerini bırakıyorlar. Bazı yoga hocalarının bugün menejerleri var. Sınıflar ne kadar büyükse yoga hocası o kadar başarılıymış gibi algılanıyor. Kimse durup da bilginin sahiciliğine bakmıyor bile. Ünlü bir sanatçının konserine gidermiş gibi koşa koşa şehre her gelen yıldız yoga hocasının derslerine koşuyoruz. Ne kadar çok kursa, workshopa, ünlü hocanın dersine katılırsak o kadar iyi yoga öğrencisi/hocası olacağımızı zannediyoruz. Ne kadar çok tüketebilirsek o kadar iyi!

Yoga satın alabileceğimiz bir şeymiş gibi bize sunulunca biz de bilgisayar alırken yaptığımız gibi yoganın da en iyi ve en hesaplısını aramaya girişiyoruz. Beğenmezsek geri verme hakkımız olsun istiyoruz. Dersten çıkıp gitme, ya da kafamıza göre hareket etme özgürlüğümüz olduğunu sanıyoruz. Günümüz dünyasında müşteri olarak varolma biçimi hepimiz gayet iyi biliyoruz çünkü. Müşteri her zaman haklıdır.

Peki hem yetişkin hem de öğrenci olarak varolma biçimini biliyor muyuz? Korktuğumuz için değil, aktarılan bilgiye ve bilgiyi aktaran kanala saygı duyduğumuz için bir dersi pür dikkat dinlemeyi, zorunda olduğumuz için değil, bizi bizden özgürleştirdiği için severek bir derse gitmeyi biliyor muyuz? Yaradan’ın, kainatın, insanın aşkıyla tekkeye koşan dervişler gibi yaşadık mı hiç? Bildik mi böyle bir varoluş biçimini?

Yoga öğrencisi olmak böyle bir varoluşu gerektiriyor çünkü. Müşteri olarak yaşanacak bir şey değil. Ucunda bir belge, bir sertifika, bir rütbe, bir sınıf atlayış durumu var mı yok mu diye araştıran kafaların alacağı bir varoluş biçimi değil bu. Alışveriş yok, aşk var.

Siz var mısınız?

 

Öğrenci mi Müşteri mi?” üzerine 52 yorum

  1. Hocanın psikoljsinin bozuk olduğunu düşünürüm.hayatta ne kadar da mutsuz ki burda insanları gereksiz yere zorlayip kendini mutlu etme çabasında.insanlar ne kadar zorlandikca hocanın egosu daha yukseliyo.ismi lazım değil böle hocaların dersine girdim.ve gercekten cok yazık diye dusundum

  2. Benim benzer bir deneyimim oldu, önce ne zaman bitecek diye bekledim, sonra hocama sinirlendim, dayanamadığım için kendime kızdım, acıdı canım, sonra çok garip bir şey oldu; başka şeyler geldi aklıma, anılar, garip bir rahatlama , sonrasında ne zaman uzun olsa poz bu garip sıralamayı yaşadım. Ama çok memnunum halimden,

  3. Yapmam gereken dişimi sıkıp hocanın bir bildiği vardır diyerek pozda kalmak ama dürüst olmak gerekirse canım acıdığı anda pozdan çıkarım. İçten içe de hocanın beni tanıması, beni bu kadar zorlamamasi gerekirdi diye düşünürüm.:)

  4. selamlar,günaydın))bedenimin kaldıkça açılacağı yada kaldıkça daha çok agresyon yüklendiği ayrımını yapabiliyorsam o an ,hissedebiliyorsam bu ikisi arasındaki farkı ve zorlanıyorsam sakince çıkarım duruştan.Ne düşünürüm;bir sonra ki uzun pozda kalmayı deneyeceğimi düşünürüm…

  5. Daha önce sorunuza denk gelen bir anım oldu benim; önce sabırla bekledim, sonra ne zaman bitirecek diye beklemeye, canım acıdığı için pozdan çıkmakla çıkmamak arası sabırsızlığa, sonra hocaya ardından kendime kızmaya başladım, sonra çok garip bir şey oldu, bambaşka şeyler geldi aklıma, anılar , sonra bir rahatlık vücudumla birlikte olmayı hiseetiğim anlar. Bir daha ne zaman uzun kalsak bir pozda aynı sıralamayı yaşıyorum ama hocama kızmıyorum

  6. Yogayla tanışalı henüz 5 ay oldu, o yüzden bir poz bana çok zor geldiyse çıkıyorum, zaten o sırada hoca yanıma gelirse zorlandığımı söylüyorum. Hoca ya başka bir poz gösteriyor ya da dinlenmemi söylüyor. Kalabalık bir sınıfta ister istemez etrafa bakıyorum, rahatlıkla yapabilenler olduğunu görüyorum, bazen hareketi doğru yapıp yapmadığımı kontrol etmek için bir kaç saniye onlara bakıyorum. Dediğim gibi daha çok başında olduğum için zor pozlarda rahat hissetmiyorsam, odaklanmak yerine bir yerime birşey olmasın diye düşünmeye başladıysam o pozda kalmayı tercih etmiyorum.

  7. Yoga ogrencisi diyemiycem kendime shoppera daha yakinim herhalde ama yaziyorum belki de isine yarar diye – olmadi kaale alma…

    Ben bu durumda bende olacak farkli senaryolari yazayim, gunune gore…
    Genelde ve moralim bir sekilde bozukken: “allahim sipir sipir ter damliyo her tarafimdan, sagim solum aciyo… Ciksam pozdan hoca kizar mi acaba? Ama kendimize gore diiil mi gelisme, cikabilmem lazim belki de, belki ben hazir degilim daha bu kadar burada durmaya. Ya gordun mu Deniz, iste boyle yayiyorsun, adam gibi duzenli gitmiyosun derslere sonra boyle oluyorsun. Amma hamsin. Bir seyi duzgun yapsan sasardim zaten, hic bi seyi beceremiyosun. Hakettin sen boyle olmayi…” (Nasil kalip?? :))

    Ikinci senaryo ustteki gibi baslar “ya gene bi seyi beceremedin, duzgun becersen sasardim” noktasina gelince silkinir ve “ya oyle deme bak geldin calisiyorsun iste, alla alla, boyle boyle, adim adim. ne kiziyorsun?” diye kendi kendimi koruyarak gider.

    Ucuncu ve tercih ettigim senaryoda yukaridaki konusmalar olurken (ya da daha hic baslamadan konusmaya) kafada “aaayyt, bi susun!” ceker, “yeter yargilama kendini iki dakka bi dur” der, acidan kacis yok, hissedelim bari seklinde, vucudumu nefesimi hissetmeye odaklanmaya calisirdim…

    Super yazi sekocum, cok sagol…

  8. Eh gecen sene katildigim workshop ta Emma hocamiz 16 nefes sivrisinekte biraktiginda aynen de yasamistim bunu. Kaçinci nefesteyim, burasi neresi, ben kimim, ayaklarin dis kenari derken baska bi yerimi kastediyor, kilomu aldim popom neden bu kadar zor kalkiyor, oldugum yere cokersem beni dersten atar mi, bi etrafa goz atsam digerleri ne durumda ben yanlis bisi yapiyorum kesin… Suphe, endise, merak, korku, yetersizlik… Ama kaldim iste orada 16 nefes, dedim bi bildigi vardir hocamizin, kalinabiliyor ki zorluyor bizi;) sevgiler, tuba

  9. Ne yapacagim, dururum tabii ki pozda! BIr derse ogrenci olarak girmissem, butun algilarim acik girerim. Sunger gibi. Bana ne veriliyorsa cekerim, icime alirim.
    Buradan gecen yaziya yazacagim yorumu da ekleyip devam ediyorum. Verilenleri alirim. Sonra eve gidip yoga yaptigimda o verilenler zamanla yerine oturur.
    Ben de kendi derslerimde israrla, “burada yaptiginiz sey yoga degil!” diyorum. Benden sizi bulutlara falan cikarmami beklemeyin. Buraya ogrenmeye geldiniz; yogic state deneyimlemeye degil. Boyle bir misyon hic hissetmiyorum. Eve gidip burada ogrendiklerinizi tek basiniza yaptiginiz seyde yoga nitelikleri olmaya baslayacak.
    Benim icin de iki turlu ogrenci var: home practice’i olan ve olmayan ogrenci. Derste de hemen belli olur zaten kimin evde tek basina yoga yapip yapmadigi. Her dersin basinda sonunda, home practice diye diye dilimde tuy biter.
    Iste bu mantikla, ben de bir derse gittigimde ders hic bitmesin, hoca hep ogretsin isterim. Hoca 10 nefes bizi bir pozda tutuyorsa, tabii ki tipik tepkiler cikiyor; her yoga yapan ve ogreten insanin bildigi seyler: hocaya sinir, kendimize sinir, vs. Fakat bilirim ki hocadan bagimsiz, benim o deneyimden ogrenecegim bir sey mutlaka var. Yoksa zaten gitmem o hocanin dersine. Ve dururum, hoca ne derse yaparim.
    Uzun yillardan sonra Turkiye’de ilk yoga studyosunda derse gittigimde kulaklarima gelen seslere inanamadim. Herkes husu icinde, garip, tatmin olma sesleri cikariyor; ahlar uhlar. Kendinden gecmis. Hepsi ermis. Ama ben tuvalete gidip gelince baktim matimi kenara atmis yerimde yoga yapiyor bir tanesi. Yani ermis ama kendine ermis, bize gorunen tarafinda bir sey yok. Iste yoga studyolarinin cogunda boyle bir tablo goruyorum ve senin cok net ve guzel ozetledigin gibi, yoga, cekirdegi cikarilip kabugu cilalanarak insanlara sunuldugunda, geriye kalan ancak cakma bir samadhi oluyor.

  10. Hocanın bu pozu neden yaptırdığını, pozdan çıkmamı söyleyene kadar neden o pozda o kadar nefes durduğumu, o pozdayken bana neler olduğunu düşünürüm ve gözlemlerim.

  11. Çok yeni bir yoga öğrencisi olarak cevaplıyorum .

    Öncelikle yeni öğrenciler amacı pozisyona girmek ve çıkmak olarak algılıyor , yani ben öyle algılıyorum:) Açıkçası sınırlarımın zorlanmasından hoşlanmakla birlikte limit üstü yüklenme bende sinir yapıyor :)Ama bırakmıyorum , bırakmamaya gayret ediyorum .Sonunda rahatlıyorumda , hani bir dağa tırmanırsın ve çok yorulursun ve sonra birince bitmiştir 🙂

    Biliyorum Defne ben maalesef ideal öğrenci değilim 😦

    Ama şunu söylemek istiyorum; bu yazı yogayla bağlarımın kopmaya başladığı şu günlerde bana iyi geldi

    sevgiler,

  12. Tek düşündüğüm o an zorlandığım olur, ama bırakmam devam ederim. Yoga derslerindeki teslimiyet açıkçası beni rahatlatan bir durum.

  13. nefesimle zorlanma noktasının içinde hiç bir şekilde yumuşayamıyorsam, bir tık önceki level a dönerim.. tatlı bir şekilde zorlandığım ama aynı zamanda uzun nefesler alabildiğim noktaya gelirim.

  14. zorlandığım noktada yüzümü buruşturmadan uzun nefes alabiliyorsam devam ederim.. ama stres içine girdiysem bir tık geriye gider, orda devam ederim pozuma.)

  15. Ben de su anda yoga ogrencisi degilim ama bir ara yoga ogrencisiydim… Ben de elimden geleni yapmaya calisirdim ve hocamin bir bildigi vardir diye dusunurdum… yapamazsam da kendimi suclamazdim acikcasi, zamanla ve duzenli yaptikca, ve kendimi verdikce mutlaka yapacagimi biliyorum cunku.

  16. yorulmuşsam cok biraz daha durabilirmiyim diye soruyorum kendime,belki 2 nefes daha devam.,sonra ”hımm herkes pozda ama” iç sesi.1 nefes sonra.hayır kimseye bişey ispatlamak zorunda degilim,ben buyum.şimdilik burdayım.cıkıyorum pozdan.

  17. Benim ilk başlardaki halim ve şimdiki versiyonum var.
    İlk başlarda:
    Bedenimin hangi kısmı zorlanıyorsa orda yanma hissi, dayanamıycam, şimdi kopacak kolum, belim, baldırım düşüncesi.
    Durmaya çalıştıkça artan bir kapana kısılmışlık hissi.
    Bir an önce kendi bildiğim, acıdan, ağrıdan, zorlanmadan, değişiklikten uzak sulara geri dönme hevesi.. bir nevi kaçıp kurtulma isteği..
    Ve akabinde gelen mantıklı bir açıklama: çık pozdan, hadi yeter, zaten sana göre değil bu pozda bu kadar uzun kalmak, herhalde daha deneyimli öğrenciler için, az daha durursan kimbilir belki de sakatlanacaksın.
    Artık geçerli bir açıklamam da olduğuna göre on nefesi beklemeden vazgeçebilirim..
    Şimdi:
    Şimdilerde yoga hocamın sınıf 40 kişi de olsa bana (ve kimseye) hazır olmadığım bir şey yaptırmayacağını, yapmam gereken farklı bir şey varsa usulcacık kulağıma fısıldayacağını bilmenin güveniyle değişti bu durum.
    Tabi değişti dediysem hala kopuyor her tarafım, hala kaçmak istiyor canım, ama artık geçerli bir açıklamadan yoksunum ya, mecburen o sesleri pek dinlemiyorum. Bakıyorum bakalım az daha uzun nefes alabilirsem ne oluyor, azıcık kolumu gevşetsem, bacağımı belli belirsiz bir kıpırdatsam da açısını değiştirsem? Ben bu çabalara giriştikçe, dikkatim farklı bir yöne kaymış oluyor ya “hadi kaç, kurtul” sesi de pek duyulmuyor, mantığım da nicedir uygun açıklama aramıyor.
    Yaptıkça, denedikçe, kaçmadıkça da hayatımda ufacık bi izdüşümü oluyor bu kaçmayışların. Zaten bunu farkettikten sonra da daha kolay oluyor hocam ne derse yapmak, yapamasam da çabalamak.

    Özlem

  18. patlayacak gibi oluyorum uzun süreli zor pozlarda. sinirlendğim hatta aglayacak gibi oldumda oluyor. evde olsam kacabilirim bu durumdan ama sükrediyorum derste olduğum için çünkü derste olunca kaçmıyorum, elimden geldiğince kalmaya çalışıyorum olduğum hal içinde. ama bu aralar hayat zaten çok yorucu bazen derslere gelip son nefesime kadar orada olmaya çalışınca deli miyim zorum ne? diye soruyorum. ama biliyorum zorumun ne olduğunu içten içe… Ben senin derslerine girene kadar arayıp tarayıp bulamıyorudum yogadan beklediğimi. kendi başıma o dersten bu derse debeleniyorudum tutmuyordu. hissediyordum içten içe. seninle birlikte yoga yaptığım ilk dersten sonra rahatladım. cidden rahatladım. üstelik sen daha Zander hocanın öğrencisi değildin. Diğer hocanın tarzını öğretiyordun. sen hocanı bulamaştın ama ben bulmuştum 🙂 bir daha sen ne zaman gelsen o vakit ayak bastım cihangir yogaya 🙂

  19. Zorlarim sonuna kadar. Gözlerimden yaş gelene kadar .. sanıyorum ama oturanlar bırakanlar olursa bundan etkilenebileceğim gibi özellikle de bırakılmayacağını göstermek için vs. biraz daha dayanmaya çalışırım. Benim için bitmiştir dersine girdim ya girmeseydim o zaman. Ders girişinde çok zorlanacağım hissiyatı olursa dersi verene söylerim durumu beni dersine kabul eder mi diye??!! Sevgiler, Brc

  20. Derse girdim ya bitmiştir. Sonuna kadar gözümden yaşlar gelse dahi beklerim, çalışırım içerde bir nevi, yoga yaparım:)) 10 yıl önce ilk derste de böyle yapmıştım…ama belki şimdi derse girmeden soruyorum dersi verene derse girebilir miyim diye??!!benim seviyem pratiğim bu beni kabul eder misiniz dersinize??!!(bir özel ilgi daveti diye değil de dersin akışına mani olacak bir pozisyona vesile olmasın diye..niye cunku dersteki digerleri de dersi etkiliyor ve zor pozda birakanlar vs. olursa etrafimda birakmamayi gostermek adina daha da devam ettirir miydim? o kadarını bilemiyorum tamamen o ana bağlı ama bu da bir seçenek:-))

    Svg

  21. sosyoloji mezunu olarak hep eleştirdiğim tüketimden kaçarken tüketmemeye varıyordum neredeyse. yaşadığımız çağlarda bu yaşamamaya denk geliyor maalesef. ama yogayla tanışınca mümkün bir nokta varmış gibi hissettim, yaşamaya dair. yine de zorlandığım anlarda o 10 saniye boyunca, bu sefer düşünme mekanizmam yaşamamaya odaklanıyor, bırakıp gidesim geliyor. Tüm bunlar tüketim işte, içinde bulunduğun durum hırstan ibaret, bırak gitsin ne işin var burada diyor içimdeki kaçak. bu da benim çelişkim oluyor işte.. ve hissettiğim ama kaçırdığım bir nokta var muhakkak. o yüzden canı gönülden yazıya katılıyorum, bir yanım tüketimle barışmak zorunda olsa da, sadece bir adım olarak kalmasını diliyorum..

  22. “kal orda, kal orda” , gözlerimden yaşlar gelerek kaldım orada…matın dışında sevmediğim/zorlandığım şeylerden kaçmamayı birazcık bu ses sayesinde becerdim…yoksa anında yok olurum, hemen.

  23. Bu tamamen pozu yaptıran hocaya bağlı, zaten dersini düzenli takip ettiğim hoca, güvendiğim hocadır, bilirim ki o yaptırıyorsa bir bildiği vardır, hadi o sefer tesadüfen bir bildiği yoksa bile o benim biricik hocamdır onun için denemeye değerdir.
    Böyle hissedebilecegin hocaları şu anki sitem pek yetiştirmiyor. Parayı veren 8 hafta sonunda yoga hocası oluyor. Her fenomen gibi yoga da anlamını hızla yitiriyor sanırım.

  24. Sabah yorum yazdim ama gonderememisim. Benim kalibim da bu; beceriksizlik. Yogada yapamadiklarimi uzun da surse eninde sonunda yapabilecegimi ogrendim ya burda da vazgecmeyip yeniden yorum gonderiyorum. Yine olmazsa yine denerim.

  25. Yorumlar çok iyi bre çocuklar! Yeni yazıyı doğurttunuz neredeyse. Durun hele bir iki saate çıkacak! Elinize, kaleminize sağlık.
    Defne Suman

  26. hissettiğim şey genelde kendi sınırlarım ve hocayı, kendimi memnun etme arzusu
    düşündüğüm ise “ne gerek var şimdi buna kimseyi memnun etmen gerekmiyor, zaten yoga da bunu demiyor mu? ama sınırlarını da keşfet diyor ne yapiim şimdi ben?”
    yaptığım ise hocanın sürükleyiciliğine ve dayanma gücüme bağlı olarak
    sınıf kalabalıksa hocanın bakmadığından emin olunan anlarda pozu biraz çözüp kaçamak dinlenme alanı yaratmak, tamamen pes etmek ya da sonuna kadar gitmek!

  27. “bacaklarım yırtılacak gibi oluyor, ama hocamın bir bildigi vardır elbet, hadi bi nefes bi tane daha” diye dusunurdum ilk derslerde, orada hoca bana bir yol acmis oluyor. Simdilerde o hissettigim acının icinde, acinin bilincinde gevsemeye ve kendimi dengelemeye calisiyorum. yaptigim harekete vucudumun tepkisi bu acı ama aslolan o degil diyorum kendi kendime. Eger hocayla bahsettigin bag kurulmussa, ona guveniyorsun. Hocanın actigi yolda yuruyunce sen kendi cevabini buluyorsun

  28. yalnızca yogayla ilgili birşey değil ki bu! hayatta hiç birşey kendini vermeden öğrenilemez. tüketmeyi bırakıp (en azından sürekli tüketmeyi düşünmeyi bırakıp) üretmeye başlayana kadar zaten özgürleşemezsin. o da, ama her konuda, yıllarını alır. yogaysa bu, isterse karşındaki hoca diye buda’nın kendisi olsun.. şu ya da bu poza girmekle çıkmakla aydınlanmazsın.. ha keza aydınlanmak için yoga yapmana gerek yoktur. o sadece yollardan bir yoldur. yürümektir asıl olan, ama yıllarca, yürümek..

    sorunun cevabına gelince eğer ki hissettiğim yoğun bir yanmaysa nefesimi derinleştirip kalabileceğim bir sakinlik arıyorum. eğer acıysa hemen çıkıyorum pozdan. bu yogayla tanıştığım ve düzenli cy’ye geldiğim ilk sene de böyleydi, ikinci senemde sadece evde yalnızken yapıyorum, yine böyle. neyi yapamadığını görmek de yapabilmek kadar öğreticidir bence.

  29. birkaç hafta önce benzer bir deneyimim oldu ders sırasında dayanamayıp pozdan çıktım ve tekrar baştan denedim daha fazla çalışmam gerektiğini düşünmeme neden oldu sadece..

  30. hep aynı şey oldu, şaşmadan, pozda durduğum süre boyunca hocaya çok derin bir sevgi duyarım. ne kadar uzun durursam, ne kadar zorlanırsam da aramızdaki bağın o denli kuvvetlendiğini hissederim. o sırada hissettiklerimi fark etmek dışında da çok fazla düşünmeye fırsatım kalmaz, neden yapıyor, ne yapıyor diye. pozda durmak yeterince enerjimi alır. o yüzden benim cevabım, pür sevgi hissetmek, pozda kalmayı düşünmek, pozda kalmaya çabalamak.
    sizin dersinizde de sivrisinek pozunda hissederdim, pek zor geldiğinden 🙂 yazı çok çok güzel olmuş, teşekkürler, sevgiler hocam.

  31. İlk zamanlarda kendimi ne kadar çok zorlarsam o kadar geliştiğimi düşünürdüm. amaç kasların esnemesi daha zor pozlar flndı çünkü. İçten içe canım yandığı için sevinirdim.

    şimdilerde daha farklı hissediyorum. bi kere “amaç” kısvesinden kurtuldum diye düşünüyorum. hayatımdaki her duruma yansıyan şekilde daha huzurlu kabullenmeci yaklaşıyorum. zor pozlarda da daha rahat kalıyorum böylelikle. zihnimde panik havası yaratmamaya çalışarak nerelerim acıyor onları fln düşünüyorum.

    ne yazık ki kalabalık yoga derslerinden hoşlanmıyorum (bazen bunun nedeni acaba insanlardan mı hoşlanmamam diye düşünüyorum 🙂 ) ne yazık ki bahsettiğin gibi bir hoca öğrenci ilişkisine hiç rastlamadım. umarım en kısa zamanda rastlarım.

    seni okumayı seviyorum. “mavi orman”da bi çok kez kendimi gördüm. herşey için teşekkürler.
    öpüldün:)

  32. Eskiden kendimi ne kadar zorlarsam o kadar geliştiğimi düşünürdüm. amaç daha çok esnemek daha zor pozlardı çünkü. Bir yandan içten içe canım yandığı için sevinirdim (gelişiyorum diye düşünürdüm) bir yandan da acım yandığı için kendimi beğenmezdim (zayıf olduğumu düşünürdüm) -tahmin edersin ki o dönemde pek sempatik bi ruh haline sahip değildim:)-. derken yogamda ve normal hayatımda kendimi ne kadar çekiştirdiğimi farkettim, üzüldüm kendime yazık be dedim.

    şimdilerde zor pozlarda daha kabullenmeci oluyorum. zihnimde panik havası yaratmamaya çalışarak nerelerim acıyor onlara bakıp, pozdaki süreyi daha huzurlu geçiriyorum.

    kalabalık yoga derslerinden pek hoşlanmıyorum (bazen bu durumun nedeni derinlerde insanlardan rahatsız olmam mı, onları sevmemem mi diye düşünüyorum, çünkü esasında insanlı olmayı severim). yine de kalabalık derslerde bu durumdan pek etkilenmemeye çalışıyorum. bahsettiğin gibi bi hoca öğrenci ilişkisine hiç rastlamadım umarım en kısa zamanda rastlarım.

    yazdıklarını okumayı seviyorum. “mavi orman”da bi çok kez kendimi gördüm. kalemine sağlık.
    öpüldün

  33. böyle uzun pozlarda bir an geliyor ve her şey çözülüyor, beden kuş gibi hafifliyor, poz her yere yayılıyor ya işte bu yüzden çok seviyorum…

  34. Henüz bir aylık bir öğrenciyim ve beni çok çok zorlayan bir pozla karşılaşmadım. Gruptaki herkes başlangıç düzeyinde olduğu için herhalde hocamız bizi fazla zorlamamaya dikkat ediyor. Ama beni zorlayan bir pozla karşılaştığımda ısrarla yapmaya çalışırdım. Ama yapamasam da canım sıkılmazdı, kahrolmazdım. bir sonraki sefer daha iyi olacaktır muhtemelen. ve bir sonraki sefer daha da iyi. Kendim için yaptığım ve yaparken mutlu olduğum herşeyde tavrım bu oluyor (takı yaparken, kek yaparken, kızıma kurabiye yaparken, yazarken, vb)
    Örneğin iş hayatında böyle bir tavrı göstermek zor. Yani insan patronuna gidip de “aaa ben bu projeyi iyi yapamadım ama bir dahadaki sefere daha iyi olacak. Şirket biraz zarara uğradı ama olsun” derse başına neler gelir bilemiyorum. Ya da bir başkasının o işi hiç zorlanmadan yapıverdiğini görünce insan biraz dişlerini gıcırdatır sanırım. Sürekli bir takdir, alkış beklentisi hakim hayatta. Takdir ve alkış=para çünkü. Gözler üstümüzde.
    Çok çelişkili gördüm kendimi:))) Yani hiçkimseden beğeni beklemeden yaptığım işlerde rahat, diğerlerinde gerginim. aslında herşeyde rahat olmak lazım. belki iş hayatında da gerçek başarının temeli budur. Kuvvetle muhtemel öyledir.
    Bir de bak bak bak ne demişim: Kendim için yaptığım şeyler! Eğer işimi kendim için yapmıyorsam başkası için yapıyorsam o zaman ya işimi ya da kendimi değiştirmem lazım. Ya işime bakışımda ya da işimde problem var. Bütün hayatını “başkasının” işini yaparak geçirmek ne büyük işkence.
    Konuyu da dağıttım ama ben daha çoook yorumlar yazıcam buraya:)))) Kendi blogumu unuttum, sana yazıyorum artık.

  35. Bedenimin izin verdiği kadar pozda kalırım. onunla kavga etmem,zorlandığım zaman pozdan çıkarım. hocanın da öğrencileri sınamak ve daha iyi tanımak istediğini , yoga yaparken aslında hayata bakışımızı kanıtladığımızı düşünürüm.

  36. Önce sıkılır ve o pozdan ve o andan fırlayıp çıkmak isterim. Sonra bu zorlayıcı pozun içinde kalmak için zihnime bi şans tanımaya çalışırım. Zor ya da kolay, önce beni sıkan o düşünceyi görmeye sonra da pozun her bir anını izlemeye çalışırım. Sabırsızlığımı iyileştirmek için bir fırsatolarak görmeye çabalıyorum yani 🙂 zor gelen şeyden kurtulmayı başarsam ne olacak? Bi sonraki anda da tatminsizlik yaşamayacağımızın garantisi de yok ki:)

  37. nefes çalışması ile pozda kalmayı sürdürür acımı hafifletmeye çalışırım ne de olsa başkaları da duruyor benim de dayanabilmem grek bu pozda acaba hep uzun kalmak mı gerekiyor
    filan diye düşünürüm ama nefese konsantre olunca bu düşünceleri genelde unutuyor insan acı da azalıyor.

  38. ben sorgusuz sualsiz ve bedenimin izin verdigi olcude hocamin dedigini uygulamaya calisirim. Kal diyorsa kalirim, git diyorsa giderim yani 🙂 ama benim de sze bir sorum var Defne hocam. Bir Yoga beginner’i olarak size yuzde yuz katiliyorum. yolumu ben de yoga’nin isiginda cizmek, o dogrultuda ilerlemek istiyorum lakin dediginiz gibi gercek bir ogrenci olmak icin imkanlar cok kisitli burada. Tayland’a veya hindistan’a gitmek gbi bir alternatifimiz yoksa ne yapabiliriz? Bu yolda ilerlemek, bilgi sahibi olmak icin tuketmek gerekiyor hatta tuketecek kaynak bile yok bence. Bilinc sahibi ilmak icin icsel calismalar, bireysel calismalar yeterli olabilr belki ama bilgi sahibi olmak icin o kurstan bu seminere kosturmayalim da ne yapalim? Gercekten ogrenmek istiyorum… Cok tesekkurler ve sevgiler

    1. Sevgili Rengin,
      Artık uzaklara gitmeye gerek yok. Türkiye’nin büyük şehirlerinde aklı başında, disiplinli, geleneğe saygılı ve bilgili pek çok Hatha Yoga hocası yaşıyor. Onların bir tanesi ile uzun soluklu bir öğrenme sürecine girmek ve tabii kendi başınıza öğrendiklerinizi çalışmak her dalda olduğu gibi yoga alanında da derinleşmenin tek yolu.

      1. Bunu duyduğuma sevindim ama benim kafamda sizden ve chris hocadan başka br isim yok açıkcası hala. Neyse zaten ben de cihangir yoga’da başladım. Çok hevesli ve ilgiliyim. umarım doğru adrestir. : ) sevgiler

  39. Ben yoga yapmiyorum. Ama meditasyon yapiyorum. Meditasyonda farkindalik ile gelen ‘aci ile kalma’ ‘acidan (fiziksel yada ruhsal) kacmama, acinin hayatin bi parcasi oldugunu kabullenme’ hali bu duruma denk duser sanirim. Aci sadece bi ‘sensation’. Sicak gibi, soguk gibi.. Ben usuyorum dedigin anda bu bi sensation olmaktan cikip senin acin haline gelir. Ama bi yoga pozunda da aci her nerdeyse ne sekilde yasaniyosa ona odaklanip, ondan kacmayarak o acinin ‘gercek kimligine’ bakmaya calismak (her zaman gormek mumkun olmasa da) yani o acidan ogrenmek pratigin ana amacidir diye dusunuyorum. Aci ile ozdeslesmemeyi basardiginda aci yok olur. Cok zordur ama mumkundur. Tabi bunu boyle soyleyince bir anda gerceklesmez. O bilginin icini doldurmak gerekir bunun gercekten boyle oldugunu anlayabilmek/yasayabilmek icin. Derslere girmek, retrratlere gitmek, satsang’lara katilmak, hergun meditasyon yapmak gerekir..
    Aciya bakarken insan kendine bakar aslinda. Binbir dusunce gelir aklina. Ben iyi yapamiyorum, hoca iyi ogretemiyo, bu aci dayanilmaz, daha cok dayanmaliyim vb.. Esas olan bu dusuncelerin sadece birer fikir oldugunu bilmek, ‘gercek’ olmadigini bilmek ama onlardan ‘kendin’ ile ilgili ogrenebilecegin kadar cok sey ogrenmektir. Tum bu disuncelerin akil’in calisma sekli oldugunu bilip, kendini niye boyle dusunuyorum diye yargilamadan, o dusuncelerin icinde kalmak, dusuncelere bakmak ve ogrenmek onlardan.
    Acidan kurtulmak gerek fikrinden kurtulabikirsen o acinin icindeyken, acinin hayatin dogal bi parcasi oldugunu gercekten kabul edebilirsen, ‘acinin icinde rahat olmak’ denen yere gelebilrisin ki inanilmaz bir deneyimdir.

  40. Aci ya ne kadar gozlemci kalabilmeyi ogreniyorsan kabullenmeyi de o kadar ogreniyorsun .Onemli olan ne yaptigin da degil ne icin yaptigin ama sonra bir amacda kalmiyor yapiyorsun sadece,zaten yapmaktan olmaya geciyorsun.Yogaya ilk basladigimda hep poz calisirdim normal hayattaki rekabeti matin uzerine de getiriyorsun dogal olarak ,bazen gozum kayardi baskalari ne kadar esnek ne kadar guclu diye .Poz calisirdim her gun evde, kendimi teselli ederdim ilerliyorum bir gun su pozlari bende yapabilecegim diye .Cunku oyleymisim niye kizayim ki simdi oyle olanlara .Meditasyonda bile amacim vardi super odaklanicam zihni astim tamam sonra samadhi. Tum bunlar deneyim sonra belki yoga bile kalmiyor ne yapsan meditasyondasin zaten bulasik yikarken bile ,bir insanla konusurken hep oz ile temastasin ,Yine bir seyleri kiyasliyorsan zihin devrede demektir ben siz varsa benim yogam sizin yoganiz zihin yine yapacagini yapiyor .Bak ona neyi kabullanemiyorsun bu dunyayi mi bilinc degisti yoga degismeyecek miydi ,iyi kotu diye bir ayirim yok secim var varolusta .Bazilari onu sececek onu secen bir gun belki beni sececek.Gorebiliyorsan buyuk portreyi kalbinden her seyin ne kadar renkli ve yaratici oldugunu anlayabilirsin .Yoga yapinca aydinlanacaksin diye bir kural olmadigi gibi yapmadiginda da aydinlanamayacaksin diye de bir kural yok ,Ne yaptigini astiginda butunlesme gerceklesiyor,Evrende mutlak olan degisim .Bir hoca beni 10 nefes zor bir pozda tutuyorsa o gun ne hissediyorsam ona gore davranirim bilmiyorum ki ogun belki cok kuvvetli hissedecegim ve irademi olcmek isteyecegim enerjim yetecek ve yapmaktan zevk alacagim eger yorgun ve yin modundaysam yapmayacagim bedenim sesini dinleyecegim .Her ne varsa onu sadece yapacağım ama sonra secer miyim bilmiyorum

  41. Kendimi zorlarmışım gibi geliyor. E, hocanın bir bildiği vardır. Yok, baktım çok zorlanıyorum; o zaman sessizce çıkarım pozdan… Sanırım… Yaşamadan bilemiyorum ki… Çünkü, her iki tavrı da gösterebilirim… 😀😀😀

  42. Böyle bir durumda zorlandığım zaman şöyle bir dönüp bakarım kendime acaba hizamda bir hizasızlığa mı çıkmışım diye ya da ağırlığımı nasıl kullanmışım bedenimin her yönüne de dengeli mi dağıtmışım poza girerken, ya da tek bir noktaya mı aktarmışım bedenimin yükünü, eğer öyleyse onu diğer uca da yaymaya çalışırım. Merkeze aldığım zaman ağırlığımı her şey daha kolaylaşır çünkü.. Eğer daha fazla duramayacağımı düşünürsem geri çekilir ve pozdan çıkarım.. Hiç kimseyi memnun etmek gibi bir çabam olmaz çünkü bedenimi biliyorum ve herhangi bir sakatlık yaşadığım zaman bunun çözümünü hoca vermeyecektir. Ben zaten kendimi biliyorum. Kimseye ispatlama derdinde olmam. Çünkü bunun yeri yoga asla değildir. Ders sırasında (eğer gözlem yapmıyorsam) tek bir noktaya bakarak odaklandığım için diğer matlarda olup bitenler beni ilgilendirmez bu nedenle bu durumun vermiş olduğu rahatlıkla yarış içerisine girmem. 10 nefes pozda kalmamı isteyen hocaya da kendimi sınama şansı verdiği için teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s