Utanç

Cumartesi sabahı erkenden kalkmış, yeni verilmiş  yoga serimi tamamlamış, elimde kahvem ve Richard Freeman kitabımla kanepeye yayılmışken yine yakaladı beni bu hal.

Bu halin adı utanç. Aniden ya da yavaş yavaş geliyor. Dünki gazete haberi ile tetiklenmiş olabilir mesela. Adam balyozla karısını öldürmüş. Ve 13 yaşındaki bir kıza yine bir alay insan tecavüz etmiş. Bunlar duyduklarımız. Ört bas edilenlerin potansiyel sayısını düşününce -düşünemeyince- utancım ben kanepeye nasıl yayıldı isem öyle içime yayılıyor.

Böyle zamanlarda,  ardında  tek bir not  bırakarak Boğaz köprüsünden atlayan arkadaşım Dicle’yi düşünüyorum. Notunda tek bir satır yazı: Çok fazla acı var, dayanamıyorum.

Gazeteden yakın ve daha yakın tarihe kaydıkça düşüncelerim, utanç halinin ivmesi de artıyor.

Türklerin binlerce yıllık topraklarından sürdükleri, basıp basıp köylerini yaktıkları, derilerini yüzüp astıkları, mağaralara kapatıp dumana boğdukları, nehir kıyısına dizip de yaylım ateşine tuttukları…Beynim yıkanmış olsa da vicdanıma atalarımdan damla damla akan azap genetik yapımın labirentlerinde hala dolaşıyor. Ve bu yüzden utanıyorum insanlığımdan ve Türklüğümden.

Sırbistan’da bir söz varmış: Türkün geçtiği yerde bir daha ot bitmez diye.

Atina’da tanıştığım insanların hemen hemen hepsinin büyükleri buradan oraya gitmiş. Sürülmüş, sürüklenmiş, hayatları ile ilgisi olmayan bir anlaşma veya komşularından gördükleri şiddet yüzünden evlerinden, topraklarından, dükkanlarından, atalarının kemiklerinden ayrı bir memlekete sürüklenmiş insanların torunları, çocukları ile tanışıyorum. Başımı önüme eğiyorum. Utanıyorum. Türklüğümden.

Bir millet olarak vicdan azabını içimizde taşıyor olmayalım? Koca bir millet olarak karşısında kendimizi  biçare hissettiğimiz, insana bu dünyayı terk etmeyi düşündürten o koyu acı hal ile yüzleşmemek için nice şizofrenik savunma mekanizmasını geliştirmiş olmayalım?

Yüzleşmesi en zor duygulardan biri imiş utanç. Kaç yüzyıl geçecek acaba atalarımızın ayıplarından özgürleşmemiz. Kabul edip sonra da belki kendimizi affetmemiz.

Kaç hayat ister?