• Ben Olsam Almam Beni *

      “Uyan, uyan da bak dışarısı ne güzel!” Gözlerimi zar zor açtım. O da ne! Odamızın perdesiz penceresinden Uludağ’a bakıyorum. Çamlar, meşeler, selviler, kavaklar bembeyaz! Kar yağmış. Atina’ya kar yağmış. Kar yağmış ve çamların dallarını eğecek ağırlığa gelmiş. Arabaların üzerini kaplamış. Bu bir ilk. Atina’ya taşındığımızdan beri benim başıma ilk defa geliyor yani. Yataktan çıkmak Continue reading

  • Hürriyet Kitap Sanat Eki Kahvaltı Sofrası Röportajı

    Hatırlamak iyileşmektir. Defne Suman’ın yeni romanı ‘Kahvaltı Sofrası’ ailenin bir gününe ama daha çok da geçmişine tanıklık ediyor. Bir güne, bir hafızanın içerisine ne çok şey sığdırılabilir, ufak bir anımsama ile insan olduğu yerden kopup yıllar öncesindeki bir ana öylece sığınabilir. Bir koku, bir melodi, bir ses neleri hatırlamamıza kadir olabilir? Defne Suman’ın Doğan Kitap’tan yayımlanan yeni Continue reading

  • Yaş Günü Hediyesi

    Selim’e Yine böyle bir aralık ayıydı. 1980 yılı. Ben ilkokul bire gidiyordum. Öğlenciydim. Yani okula öğlen 12:30 gibi gidip, akşam 17:00 gibi eve dönüyordum. İlkokula öğlenci olarak başlamak bana baştan yenilgi gibi geliyordu. Öğlenciler tembel, sabahçılar çalışkandı. Biz miskindik. Sabah erken uyanmamıza gerek yoktu. Sabahçıların dersi sabah 7:30da başlıyordu. İkinci sınıfta sabahçı olacaktım. O sabah Continue reading

  • Yazar Yılbaşı Seviyor

    Büyüdüğüm evde yılbaşlarına çok önem verilirdi. Bayramlardan ve hatta yaş günlerinden bile daha önemliydi yılbaşı. Muhakkak bizim evde toplanırdık. Annem emektar yardımcısı Ayşe Hanım’la beraber bütün gün yemek pişirirdi. Tavuğun içi doldurulur, lahana dolmalar sarılır, kayısılı, kestaneli pilav hazırlanırdı. Kütür kütür salatalar, cevizli kabak tatlısı derken benim içim içime sığmazdı. Benim görevim, evin tek çocuğu Continue reading

  • Vritti’nin Panzehiri

    Bu sabah evin dört köşesinde çalan saatlere uyandım. Telefonumu mutfakta unutmuşum. Bir diğer alarm da salonda kalmış. Ben ise çalışma odasında, ikili kanepede üzerimde bir tanecik battaniyeyle uyumuşum. Neden? Çünkü gecenin üçünde sarman kedimiz Havuç odamızın kapısında acı acı miyavlıyordu. Rüzgardan ürküyor Havuç. Pencerenin önündeki ağaçlar eğilip büküldükçe, gecenin karanlığını rüzgarın uğultusu doldurunca huzursuzlanıyor. Kedileri Continue reading