Ben Olsam Almam Beni *

  “Uyan, uyan da bak dışarısı ne güzel!” Gözlerimi zar zor açtım. O da ne! Odamızın perdesiz penceresinden Uludağ’a bakıyorum. Çamlar, meşeler, selviler, kavaklar bembeyaz! Kar yağmış. Atina’ya kar yağmış. Kar yağmış ve çamların dallarını eğecek ağırlığa gelmiş. Arabaların üzerini kaplamış. Bu bir ilk. Atina’ya taşındığımızdan beri benim başıma ilk defa geliyor yani. Yataktan çıkmak“Ben Olsam Almam Beni *” yazısının devamını oku

Dünyayı Güzellik Kurtaracak (Kıbrıs Günlükleri 2)

2 Kasım 2016 İnsan tek başına gezer olunca günler nasıl uzun ve dolu geçiyor!  Kıbrıs’taki ikinci günümün akşamında sabahı hatırlamakta zorlanıyorum. Hayır, zorlanmaktan çok vay, bu sabah mıydı diye şaşırıyorum. Aradan öyle çok olay geçti ki! Sabah erkenden uyandım. Gün yeni ağarıyordu. Benim her yanım ağrıyordu. Yürümekten. Her zamanki gibi şıklığa öncelik verip zavallı ayaklarımı hiç düşünmeden“Dünyayı Güzellik Kurtaracak (Kıbrıs Günlükleri 2)” yazısının devamını oku

Tek Başına Yoga

Tamam sizi kategorize etmekle hata ettim. Bizim Bey’in de söylediği gibi kategoriler varlığımıza sınır çiziyor. Siz de tepki verdiniz doğal olarak. “Ben iki kategoriden de sayılırım” dediniz. “Tek başımalığımdan da ödün vermem, sosyalliğimden de…Bir ya da olmak zorunda değilim ki”, dediniz. Doğru dediniz. Çünkü bir kutuda değil,  Jung’dan beridir çeşitli psikologların söylediği gibi içe dönük“Tek Başına Yoga” yazısının devamını oku

(İzninizle) Sizi Kategorize Edeceğim!

Bizim Bey beni pek kategorik buluyor. İnsanları, kitapları, toplumları, yemekleri bölmek, kategorilere ayırmak derdindeymişim. Belki de haklıdır. Mesleki deformasyon vardır bende de. Biz sosyologların işidir bu çünkü. Zahiri olanının arkasındaki gizli şekli gör, sonra o şekle göre zahiri olanı sınıfla. Belki Chatterjee’ler, Homi Bhabba’lar, Calhounlarla yatıp kalktığımız yıllardan kalma bir alışkanlıktır bu bendeki. Richard Freeman’a“(İzninizle) Sizi Kategorize Edeceğim!” yazısının devamını oku