Ben Olsam Almam Beni *

  “Uyan, uyan da bak dışarısı ne güzel!” Gözlerimi zar zor açtım. O da ne! Odamızın perdesiz penceresinden Uludağ’a bakıyorum. Çamlar, meşeler, selviler, kavaklar bembeyaz! Kar yağmış. Atina’ya kar yağmış. Kar yağmış ve çamların dallarını eğecek ağırlığa gelmiş. Arabaların üzerini kaplamış. Bu bir ilk. Atina’ya taşındığımızdan beri benim başıma ilk defa geliyor yani. Yataktan çıkmak“Ben Olsam Almam Beni *” yazısının devamını oku

Roman Keyfi

Portland’da havanın bir türlü aydınlanmadığı bir kış sabahı, dersimden sonra bisikletime atlayıp daha bir defa –o da Aylin sayesinde- gittiğim bir kafeye yollandım.  Burada ders verdiğim stüdyo ani bir kararla bir gecede kapatıldı, ben de geride kalan bütün öğrencilerimle beraber mahalledeki başka bir stüdyoya aktarıldım. Mülteci konumundayız şimdilik. Ben nasıl olsa yakında Istanbul’a dönüyorum diye“Roman Keyfi” yazısının devamını oku

Hayat Rengini Buldu

Bu yazı bu sabah derse gelen öğrencilerime adanmıştır. Kış kış kış canım kış, hoşgeldin kış! (Hem de en güzel halinle geldin.) Bütün mevsimlerin en yalnızı, en kırılganı, ve bence en güzeli kış:  Geldin ya, çok sevindim. O kadar sevindim ki, dersten sonra,  Karaköy’den vapura bindim.  Beyaz kat katlarını giymiş İstanbul’a denizden baktım. Pek bir masum“Hayat Rengini Buldu” yazısının devamını oku