-
CEVAP VERME!
Yeniköy’ün Emek kahvesindeyim. Hava pırıl pırıl. Balıkçı tekneleri karaya dönüyorlar. Peşlerinde bir dizi martı. Güneş Beykoz ile Yeniköy arasında salına salına geziyor. Ben kahvenin ön tarafında, tavan sobasının altındaki masada çay içiyorum. Etrafımdaki masalarda, işe gitmeden kahvaltı eden insanlar oturuyor. Benim ise bugünlük işim bitti bile! Bütün gün burada oturup size yazabilirim! En iyi yazı Continue reading
-
Nedir Bu Normal?
Orhan Pamuk’un en renkli ve iyimser romanı Benim Adım Kırmızı’nın Kara karakteri, doğup büyüdüğü İstanbul’a oniki senelik bir aradan sonra geri döner. Anasının mezarını ziyaret ettikten sonra bir ev kiralar. Yerleştikten sonra da sokağa çıkar ve şöyle der: “İstanbul’a değil de, dünyanın öbür ucundaki Arap şehirlerinden birine geçici olarak yerleşmişim de şehir nasıl bir yerdir Continue reading
-
Yavaş Yavaş Ölür Yeni Dost Edinmeyenler
Biraz önce Zeynep Çelen ile vedalaşırken ”yazalım” dedik. Hemen bugün yazalım. ”Ne yazalım?” diye sordum. Birbirimize bakıp düşündük. Cihangir’in bir ara sokağında , mor bir çam ağacının süslediği bir vitrinin önünde duruyorduk. Aklıma geçen yaz okuduğum Yaratıcı Yazarlık kitabından bir cümle geldi. ”Bir yerden başlayın” diyordu o kitabın yazarı. ”Ne yazacağına çok kafayı takmadan, önünüzde Continue reading
-
On Altı Yaşımdan Haberler…
Amanın! Neredeyse 20 gündür bir kelime yazmamışım. Affola…Dünyanın etrafında tur atmak 24 saat sürse de, toplanmak ile yerleşmek arasında geçen zaman 24 günü bulabiliyor. Anlayacağınız yurda döndük. Yine yeniden. Sanki biz hiç gitmemişiz gibi umarsızca karşıladı İstanbul bizi. Bir keresinde binbir yalvar rica ile Boğaziçi Üniversitesi’ndeki memurluğumdan altı haftalık izin koparmıştım. UC Berkeley’deki yaz okuluna Continue reading
-
On Altı Yaşım: Yaşamak Zorunda Olduğum Beraberliğimsin
Kapıyı çektim, stüdyodan çıktım. Cüzdan, telefon ve anahtarlarım hepsinin üzerine kapı kilitlendi. Çantamı içeride unutmuşum. Araba ile birbirimize baktık. Elimde yoga matım. Kullandığım yok ya artık göçmeye hazırlanıyoruz diye stüdyodan eve götürüyordum. Elimde mat var diye mi çantamın eksikliğini hissetmedim acaba? Böyle şaşkınlık anlarımda Bey bana Balık Hanım diye sesleniyor. Türkçe olarak. Balik Hanum. Neyse…hayatın bizi Continue reading