-
Farewell to my Baba
My father is dead. I am staring at this sentence that I have just typed. My father is dead. This is my own father whom I am taking about. Not the father of a character from my novel. My father. “Come on,” says a voice in me. “There is NO way!” The voice in me Continue reading
-
Babama Veda
Babam öldü. Yüzüme ışığı vuran beyaz ekrandan bana bakan bu cümleye bakıyorum. Boş boş. Babam öldü. Benim babam bu bahsettiğim. Yazdığım romandan bir karakterin babası değil. Benimki. “Hadi canım” diyor içimdeki ses. “Ne alaka?” İçimdeki o ses dün sabahtan beri aynı şeyi söylüyor bana. Kardeşim, annem, dostlarım, gazeteler, televizyonlar aksini tekrarlıyorlar, benim içimdeki ses susmuyor. Continue reading
-
Bir Pazar Yazısı
Bugün Pazar. Portland Oregonda ne sıcak ne de soğuk bir gün başlangıcı. Biliyorum çok uyumuşum. Gözlerimi açamayışımdan belli. Bir bardak şarapla sarhoş olmuşum yine dün gece. Arabayı da ben kullandım üstelik. Eve nasıl geldik, sorsanız anlatamam. Ama gözlerim birbirine yapışık yatakta yattığıma göre gelmişiz. Sinemaya gitmiştik aslında. Bizim mahalledeki filmlerin hepsini kaçırdığımız için şehir merkezine Continue reading
-
Cepheye Geç
Yok artık ben de dayanamayacağım. Bilirsiniz, sosyoloji+yoga terbiyem sebebiyle memleket meselelerine karşı duygusuz, yargısız, ateşsiz bir yaklaşım sergilemişimdir oldum olası. Ama artık ben de dayanamıyor ve cepheye geçiyorum. Oysa şu yukarki resimdeki kahveden yudumlayarak iyi bir roman okuyabilirdim bu sabah. Ya da çiçeğe, böceğe sevinip, bisikletimin pedallarına asılabilirdim pekala. Ya da size hayatın güzelliğini, insanın Continue reading
-
Boş Ders
Bu sabah dersime kimse gelmedi. Ben kendi yogamı yapıyordum, keyfim de yerindeydi. Bazı sabahlar insan bedenen güçlü ve esnek, zihnen de sakin uyanıyor. Bunun esrarı, sırrı nedir bilmiyorum. Bazı sabahlar ise yataktan çıkmasına imkan yok, çıktı diyelim ayakta durup hareket etmesine imkan yok. Hadi ayakta durdu biraz hareket etti diyelim, nefesini, kafasını toplamasına imkan yok. Continue reading