-
Ne Öğrendim Şu Yoga’dan: Mikro Mücadele Etmeyi
Şu kırk gün olayı sahiden de önemli bir şey. Karar vermekten bahsediyordum ya, insan bir şeyi 40 gün boyunca denemeden karar vermemeli, karar vermeyi düşünmemeli bile bence. Özellikle yeni iş, ev, şehir, ilişki meselelerinde. Alışmak zor bir şey, en heyecanlı, en zevkli şeye bile alışmak zor. Ya da büyüdükçe zorlaşıyor, o da olabilir. Her yeniliğe Continue reading
-
Ne Öğrenemedim Şu Yogadan? (3. Bölüm)
Bu yazının başı nerede? Şimdi ben size bu satırları yazarken Portland’da saat sabahın sekizi. Bugün yoga yapmıyorum, dinleniyorum. Yine de 6’da uyandım. Yatakta biraz Madam Bovary’yi okudum. Mahallemizin kitapçısında çok şeker bir baskısını buldum, hem ciltli, hem kırmızı kurdeleden ayracı var, hem de el kadar bir şey. Gözlerimi açmadan ona uzandım. Avuçlarımın içinde tutmayı bile seviyorum. Continue reading
-
Ne Öğrendim Şu Yogadan? (2. bölüm)
Nereden başlıyor bu yazı? Zihinsel hallerimi ve duygusal çalkantılarımı ciddiye almamaya başladım evet. Peki başka neler öğrendim/öğreniyorum ben şu yogadan? Karşılaştığım bir durum veya bir insan hakkında çabucak bir karara vermek zorunda olmadığımı öğrendim ki bu benim için çok özgürleştirici bir adımdı. Hayatımın büyük bir kısmını her konu ve herkes hakkında mutlak bir kanaate varmak Continue reading
-
Ne öğrendim şu Yogadan?
Tam on dört yıldır düzenli olarak yoga yapıyorum. Geleneksel düzeninde, sabah güneş doğarken kendi başıma, hayatımın o noktasında dünyanın neresindeydim orada bir halının üzerinde hareketlerimi tamamlıyor, sonra bir süre sessiz, hareketsiz oturuyor, bitirip günüme başlıyorum. Günün yoga yaptığım bu zaman dilimini öyle çok seviyorum ki, onun için vazgeçtiğim şeyler (gecenin karanlığında yazı yazmak, akşam yemeği, Continue reading
-
Bir İyi Öğrencim Olsun, O Bana Yeter
Biraz önce Venüs’ü gördük. Mahalledeki komşular kapılarının önüne teleskop koymuşlar. Gelen geçen herkes -ve hatta arabalar bile- durup güneşin yüzündeki bir ben gibi görünen Venüs’e bakıyorlar. Biz de Bey ile patene çıkmıştık. Ben paten kayarak onun tekerlekli sandalyesini itiyorum, çok hızlanırsak o fren yapıyor. Böyle böyle mahallemizin gül kokulu dümdüz sokaklarını turluyoruz. Komşuların teleskopundan Venüs’e Continue reading