istanbul
-
Hayat Rengini Buldu
Bu yazı bu sabah derse gelen öğrencilerime adanmıştır. Kış kış kış canım kış, hoşgeldin kış! (Hem de en güzel halinle geldin.) Bütün mevsimlerin en yalnızı, en kırılganı, ve bence en güzeli kış: Geldin ya, çok sevindim. O kadar sevindim ki, dersten sonra, Karaköy’den vapura bindim. Beyaz kat katlarını giymiş İstanbul’a denizden baktım. Pek bir masum Continue reading
-
BOŞLUK VI: HEDİYE
Fresh Pot kahvesi Powels kitapçısının bitişiğinde. Hatta kahveye girmek için kitapçının kapısını kullanıyoruz. Sabah vakti kitap kokusuna karışık kahve beni mest ediyor. Bu yaz Albina Press’i Fresh Pot’a değiştim. Albina Press çok fazla tanıdık ile doldu. Tek başıma avarelik edemiyorum artık orada. Oturur oturmaz birileri masama yanaşıveriyor. Fresh Pot’un kahvesi daha iyi zaten. Ve bir Continue reading
-
Boşluk Serisi III: Avare Mou
Boşluk serisinin ilk bölümünde İstanbul’da yaşarken bir türlü oturup da yazı yazamadığımdan dem vurmuştum. Davranışlarımın sorumluluğunu üzerime almayıp, tembelliği başkalarına veya dış etkenlere yüklemek ne kolay! İstanbul’da ben hep aktifim. Hep koşturuyorum. Ben koşmasam da etrafımızdakiler koşturuyor ve ağır ağır yürüdüğüm sokaklardan ruhuma telaş bulaşıyor. Çok kalabalık olduğu için nereye kaçarsam kaçayım uyarıcı bombardımanına tutuluyorum. Continue reading
-
Sleepless in Istanbul
3:50 am in the morning… sitting by my desk, far from sleep. My body and my mind are resisting to adjust the 10 time-zones I flew over. My phone and my laptop have already spotted their new location on earth and automatically changed their clock. My body could not. Neither could my mind. In one Continue reading